Türk-Sen Başkanı Arslan Bıçaklı, hükümetin Ankara ziyaretine tepki gösterdi: “Ankara’ya gidiyorlar ama döndüklerinde evlerine gidecekler.” Sendikalar, eylemlerin süreceğini vurguladı.
Hükümetin yurt dışı ziyaretleri nedeniyle grev ve eylemlerin ertelenmesi üzerine sendika yönetim kurulları Başbakanlık önünde basın açıklaması yaptı. Türk-Sen Başkanı Arslan Bıçaklı, yasa gücünde kararnamenin geri çekilmesini “halkın zaferi” olarak niteleyerek, hükümetin bu adımın ardından istifa etmesi gerektiğini söyledi. Bıçaklı, “Yasa gücünde kararnameyi çektiği anda istifa edip evine gitmesi lazım” dedi.
Bıçaklı, uzun süredir sokakta olduklarını belirterek, “Maalesef ne yaptığını bilmeyen bir hükümet var karşımızda. Bir gün öyle, bir gün böyle, ertesi gün başka” dedi.
Bıçaklı şöyle konuştu:
“Ülkede yolsuzluklar, hırsızlıklar, diploma meseleleri devam ederken, hükümet bunlara bakacağına, bunların hesabını vereceğine kendi beceriksizlikleri yüzünden maliyeyi batağa soktu. Şimdi de dönüp çalışanın, emeklinin, asgari ücretlinin, doktorun, öğretmenin, dar gelirli vatandaşın cebine el uzatmaya çalışıyor.
Bir haftada üç dolarlık artış yapacaksınız, bu tüm tüketim maddelerine yansıyacak. Sonra her şeye zam yapacaksınız ama maaşlara yapmayacaksınız. Böyle bir zihniyet var ortada. Dolayısıyla bizim buna müsaade etmemiz mümkün değildir arkadaşlar.
Öyle bir noktaya geldik ki memlekette halk sokakta ve diyor ki ‘biz bunu istemiyoruz’. Ben de soruyorum: Halk bunu istemiyorsa siz kimin adına oturuyorsunuz orada? Siz halkı temsil etmiyor musunuz?
Dünyada böyle bir şey yok. Bir hükümet yasa gücünde kararname çıkaracak, uygulamaya koyamadan halkın gücünün karşısında duramayacak ve geri çekecek. Bu, bu halkın zaferidir, onurudur. Bu halkın duruşu sayesinde olmuştur.
Bu noktada yapmaları gereken bellidir: Yasa gücünde kararnameyi çektikleri anda istifa edip evlerine gitmeleri gerekir. Doğrusu budur.
Bunlar artık söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmayan bir noktaya gelmiştir. Cumhurbaşkanına bir şey söylerler, bize başka bir şey söylerler, sonra bakanları çıkar bunları yalanlar. ‘Yasayı geri çekeceğiz, komiteye getireceğiz, uzlaşı ortamı yaratacağız’ dediler. Ama ardından yine ‘biz bu yasayı geçireceğiz’ dediler. Dün sabaha kadar yasayı geçirmeye çalıştılar ama daha ilkini bile tamamlayamadılar.
Biz bu süreci bırakmış değiliz. Eylemlerimizden vazgeçmiş değiliz. Pazartesine kadar ara verilmiştir. Eğer pazartesi bu yasayı geçirmeye zorlarlarsa, biz yine Meclis’in önünde olacağız. Bu tartışmaya açık değildir.
Eğer zerre kadar halkı düşünen biri varsa, bu yasayı da geri çekerler. Savaşı bahane ettiler. Akaryakıt fiyatları düşmeye başladı, peki siz düşürdünüz mü? Hayır. Bütçe açığını kapatmak için bunu bahane ediyorsunuz ve bizden bunu kabul etmemizi bekliyorsunuz. Böyle bir dünya yok.
Biz bunu kabul etmeyeceğiz. Ya bu yasayı geri çekecekler ya da eylemler devam edecek. Ama şunu bilsinler: Bu yasa geçerse eylemler bitmeyecek. Bunun kararı verilmiştir.
Onlar Meclis’te bu yasayı görüştüğü sürece biz de orada olacağız. Şimdi buradan Kıb-Tek’in önüne gideceğiz. Bu halka ‘köpek’ diyenlere de oradan cevap vereceğiz. Köpek kimdir, onlara anlatacağız. Dün de söyledim: Tilkilerin cesurluğu aslanlar ayağa kalkana kadardır. Onlara da sıra gelecek, bunun hesabını verecekler.
Daha sonra hastanenin önüne giderek doktorlarımıza bu süreçte verdikleri mücadeleden dolayı destek vereceğiz. Ve pazartesiye hazırlıklarımızı sürdüreceğiz.
Eğer yeni bir yasa gücünde kararname çıkarırlarsa, bizim tavrımız aynı olur. Eylemler artarak devam eder.


Sendikalar Kıb-Tek önünde | Tuğcu: “Külliyenin güneş paneli işini Tilki yapıyor!”
Ankara’ya gittiler, gelecekler. Ama geldiklerinde ısrar ederlerse görecekler. Geldiklerinde de gidecekler. Sonuçta bugün Ankara’ya gittiler, sonra da evlerine gidecekler.”
El-Sen Başkanı Ahmet Tuğcu, Kıb-Tek önünde yaptığı açıklamada hem Teknecik’teki arızaları hem de yönetimi sert sözlerle hedef aldı: “Halka ‘köpek’ diyen zihniyet bu kurumda yer alamaz.”
Sendikalar, Başbakanlık önündeki açıklamanın ardından Kıb-Tek önüne geçti. Burada konuşan El-Sen Başkanı Ahmet Tuğcu, Teknecik Elektrik Santralı’ndaki makinelerin durumuna ilişkin teknik bilgiler paylaşarak hükümete yüklendi.
Barış Tilki’nin külliyedeki güneş enerji işlerini yürüttüğünü öne süren El-Sen Başkanı Ahmet Tuğcu, “Tilki burada halk için değil, kendi şirketinin işleri için vardır” diyerek yönetimi sert sözlerle hedef aldı.
Tuğcu şöyle konuştu:
“Teknecik Elektrik Santralı’yla ilgili, tarihe geçsin diye bugün 9 Nisan 2026 itibarıyla siz değerli basın mensuplarına, halka ve topluma ‘bakımlarını yaptım’ denilen makinelerin durumuyla ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum.
‘Yaza hazırız’ diyenlerin makinelerinin durumunu açıklıyorum. Dizel makineler dediğimiz makinelerden iki, dört, beş, yedi ve sekiz numaralı makinelerde kırılmalar yaşanmıştır. Gaz türbinleri, sözde ‘hibe’ diye getirilen mobil santrallerden iki tanesi kırıktır. Termik santrallerden biri bakımda, diğeri patlaktır.
Dizel makinelerin bir kısmı bakım saatlerini doldurduğu için, bir kısmı da bakımdan çıktıktan kısa süre sonra arıza verdi. Altı ay içerisinde beş makinemiz kırıldı.
Bu neden önemlidir? Çünkü bu durum, topluma ‘köpek’ diyen zihniyetin, basiretsiz, beceriksiz ve iş bilmez yönetim anlayışının sonucudur.
Buradaki talebimiz nettir: Bu makinelerin neden kırıldığını Makine Mühendisleri Odası başkanlığında bağımsız bir heyetin incelemesini ve raporlamasını istiyoruz. Biz neden kırıldığını biliyoruz ama bunu aylardır söylüyoruz. Artık bağımsız bir denetim yapılmalıdır.
Çünkü ne taşeron şirket çıkıp ‘benim hatam’ diyecek, ne de üretici firma ‘makineyi yanlış yaptım’ diye sorumluluk alacaktır. Bu yüzden bağımsız denetim şarttır.
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı Makine Mühendisleri Odası’nın başkanlığında bir inceleme yapılmasını istiyoruz. Bu bizim en doğal hakkımızdır. Bu ülkenin mühendislerine güveniyoruz.
Şimdi gelelim ikinci konuya…
Bu ülkenin halkına ‘köpek’ diyen Barış Tilki bu yönetimde neden vardır? Çünkü burada halk için değil, kendi kurduğu güneş enerji şirketinin işleri için vardır. Bunu elektrik mühendisleri odası da biliyor, bu sektördeki herkes biliyor.
Tek bir görevi var: Halka hakaret etmek ve kendi şirketinin işlerini yürütmek. Bugün külliyede, cami ve külliyenin güneş enerji işini Barış Tilki yapıyor. Orada çalışan insanların çalışma izinleri de yoktur. Çalışma Dairesi’ni göreve çağırıyorum.
Barış Tilki, senin bu topluma ‘köpek’ deme hakkın yoktur.
Gelelim sahte kabadayıya…
Burada bir de Gürsel Uzun var. Toprak Ürünleri’nde yaptığı usulsüzlükler Sayıştay raporundadır. Bu rapor yapılan yolsuzlukları, partizanlığı ve usulsüzlükleri belgelemiştir. Ben söylemiyorum, Sayıştay söylüyor.
Bu kuruma geldiği günden beri yaptığı tek şey; personeli birbirine düşürmek, sendikayı düşman gibi göstermek, çalışanlara baskı yapmak, tehdit etmek ve kurumu zayıflatmaktır.
Bu toplumsal mücadele nedeniyle sana gerekli dersi veremedik. Ama bu mücadele bittiği gün burada yaptıklarının hesabını vereceksin.
Burada bir toplu iş sözleşmesi var. Bu kurum üç ayak üzerinde durur: sendika, toplu iş sözleşmesi ve yönetim. Bunu öğreneceksin ya da gideceksin.”




























