Ana Sayfa Güncel Karayılan’dan süreç açıklaması: ‘An itibarıyla dondurulmuştur, Nisan’da beklenen adımlar atılmadı’

Karayılan’dan süreç açıklaması: ‘An itibarıyla dondurulmuştur, Nisan’da beklenen adımlar atılmadı’

2
0

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Abdullah Öcalan ile bir aydır görüşme yapılmamasının normal olmadığını belirterek, iktidarın süreci fiilen dondurduğunu söyledi. Karayılan, yasal adımlar atılmadığını belirterek, iktidarın ‘Nisan ayı’ söylemlerini hatırlattı.

RADİKAL – – PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Fırat Haber Ajansı’na (ANF) verdiği röportajda yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Karayılan, DEM Parti heyetinin yaklaşık bir aydır Abdullah Öcalan ile görüşememesinin sürecin seyriyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi:

“Hem de hükümet ve AKP yetkilileri tarafından çözüm yasalarının çıkacağı ay olarak belirlenen ve herkesin heyecanla beklediği Nisan ayında Önder Apo ile hiçbir görüşmenin olmamış olması normal olmadığı gibi, sürecin geleceği açısından da bir tehlike işaretidir. En son 27 Mart günü bir devlet heyeti ve DEM Parti heyetinin birlikte Önder Apo ile yaptığı kapsamlı görüşme büyük beklentiler yaratmıştı. Ama anlaşıldığı kadarıyla bu görüşmede gündeme gelen ve tartışılan konular ekseninde iktidar ve devletin üst katı nezdinde sürecin dondurulmasına yol açacak bir sonuca varılmıştır.

‘AN İTİBARIYLA SÜREÇ DONDURULMUŞTUR’

Evet, şu an itibarıyla süreç dondurulmuştur. Bize yansıyan ve bizim gördüğümüz budur. Belirtilen bu tartışma sonrası, yaşanan bölgesel-konjonktürel gelişmelerin ve yine bir takım iç süreçlerin de etkisiyle karar verici güçlerin böyle uygun gördüğü, adım atılmasının durdurulduğu ya da ertelendiği açıkça görülüyor. Aylarca sürdürülen meclis komisyonu faaliyetlerinin sonucu olarak ortaya çıkan resmi bir rapora rağmen sürecin yürütülmemesinin başka bir izahı olamaz.”

‘ÖRGÜT ADIM ATMIYOR SÖYLEMLERİ SİYASİ MANEVRA’

İktidar kanadının Kürt hareketinin adım atmadığı yönündeki söylemlerine de yanıt veren Karayılan, örgütün silahlı mücadele stratejisini sona erdirme ve fesih kararının sıradan bir adım olmadığını söyledi:

“Gerçekler ortadayken bazı AKP yetkililerinin ve bazı basın çevrelerinin bizim gereken adımları atmadığımızı söylemesi, uydurulmuş birer siyasi manevra söyleminden başka bir şey değildir. Bir örgütün 42 yıldır yürüttüğü mücadele tarzı olan silahlı mücadele stratejisini sona erdirmesi ve kendini feshetmesi sıradan bir karar değildir. ‘Örgüt takvime uymadı’ tespiti asla doğru bir tespit değildir. Çünkü bizim açımızdan böyle bir takvim durumu yoktu. Takvimi belirleyen Önderlik ve devlet tarafıydı.”

‘RESMİ BELGE VERMEMEYE ÖZEN GÖSTERİYORLAR’

Karayılan, kendi taraflarının attığı adımlara karşılık devlet cephesinde yalnızca 1 Temmuz 2025 itibarıyla ateşkese fiili uyum sağlandığını, Meclis komisyonu kurulduğunu ve İmralı’ya bazı heyet ziyaretleri gerçekleştiğini ifade etti.

“Bunların dışında elle tutulur, somut hiçbir adım atılmadı” diyen Karayılan, yapılanların idari kararlarla sınırlı kaldığını, resmi ve yasal güvence içermediğini vurguladı:

“Özellikle resmi hiçbir belge-bulgu vermemeye özen gösteriyorlar. Bu belirttiğim yapılan şeylerin hepsi de idari yönetim kararıyla yapılan şeylerdir. Resmiyeti ve belgesi yoktu.”

‘NİSAN AYINDAN SÖZ EDİLİYORDU’

Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sürdüğünü belirten Karayılan, İmralı ziyaretlerinin yetkililerin inisiyatifine bağlı olduğunu, bu nedenle kimsenin böyle bir yaklaşıma güvenemeyeceğini söyledi:

“Tek yapılan resmi çalışma, TBMM Komisyonu faaliyetleri ve onların çıkardığı rapor ve tabii ki aynı komisyondan bir heyetin İmralı’ya gitmesi ve Önder Apo ile görüşmesidir.

Ne o raporda belirtilenlerin gerekleri yapıldı ne de herhangi bir yasal çalışma yürütüldü. Mevcut durumda onu da askıya almış bulunuyorlar.

Takvimden söz edilecekse takvim şudur: Önder Apo’nun 27 Şubat’ın yıl dönümünde yaptığı ikinci açıklama da önemlidir. Bu açıklamada, ‘sürecin ikinci aşaması başlamıştır’ dedi. İkinci aşama, sürecin ilerlemesi için çıkarılması gereken yasaların aşamasıdır. Bunun ardından çeşitli AKP ve iktidar yetkilileri Ramazan Bayramı’ndan sonrasını işaret ettiler. Daha sonra bizzat Nisan ayı zikredilerek Nisan’da yasal adımların atılacağı tasarının Meclis’e geleceğinden söz edildi. Eğer bir takvimden söz edilecekse takvim buydu.”

‘AYM VE AİHM KARARLARININ UYGULANMASI SÜRECE KATKI SUNAR’

Karayılan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması halinde Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Can Atalay gibi isimlerin serbest bırakılabileceğini, bunun da sürece katkı sunacağını söyledi:

“Yine raporda kayyumların artık aşılması gerektiğinden söz ediyordu. Buna dönük de hiçbir pratik adım atılmadı. Başta Mardin olmak üzere kayyum atanan yerlerin bir kısmında, kayyum gerekçesi olarak gösterilen davalarda beraatler yaşandı. Ona rağmen aynı belediyelerde kayyum politikaları devam ediyor. Kısacası olumluya dönük pratik-yasal hiçbir adım yok

‘CİDDİ ADIM ATILIRSA KARŞILIKSIZ BIRAKMAYIZ’

İktidar cephesinden gelen “bütün silahlar bırakılırsa yasal adım atılır” yönündeki söylemleri de eleştiren Karayılan, bunun teslimiyet dayatması olduğunu vurguladı.

Bölgede çatışmalı ortamın sürdüğünü söyleyen Karayılan, “Yasal bir güvence olmadan bizim bu zeminde silah bırakmamız akıl dışı olur” dedi.

“Ne gibi bir güvenceden ve güvenliğin sağlanmasından bahsediyorsunuz?” sorusuna yanıt veren Karayılan, “Bakın, 30 arkadaşımız silahını yaktı ve geri dönmeye hazır olduğunu belirtti. Onlar bir yere gidebildi mi? Hayır. Dolayısıyla güvenlik için tekrar sahamıza dönmek zorunda kaldılar. Vaziyet buyken bizden tüm silahları bırakmamızı ve tüm mevzileri boşaltmamızı istemek ve ondan sonra yasal kararlar alınacağını söylemek, sahadaki gerçeklikle ve insanın aklıyla alay etmektir. Şunu hemen söyleyelim: Biz bu konuda kimseye yalvaracak değiliz. Her halükarda seçeneksiz de değiliz. Kendileri bilir. Ama Türkiye’ye yazık ederler. Dolayısıyla eğer gerçekten devlet katında ciddi adımlar atılırsa bu konuda karşılıksız bırakmayacağımıza dair kararımız kesin ve nettir” dedi.

‘ÖCALAN’IN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜ OLMADAN SÜREÇ GELİŞMEZ’

Karayılan, sürecin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın statüsünün netleşmesi gerektiğini belirterek, bunun da fiziki özgürlük anlamına geldiğini söyledi:

“Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü olmadan bu sürecin gelişme şansı yoktur. Beklenti, başta Önder Apo olmak üzere Kürt halkının ve diğer ezilen kesimlerin onurlu ve adil bir yasa çerçevesinde özgür ve eşit bir yaşama kavuşmasıdır.

Şimdi bölgede her tarafı saran bir ateş ve savaş vardır. Eğer Önder Apo’nun geliştirdiği bu süreç ve bu süreç paralelinde yürüttüğü çabalar olmasaydı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu süreci böyle sakin karşılayabilir miydi? Karşılayamazdı. Biliyoruz ki, Suriye’den ödünüz kopuyordu. Değişik düzeyde ve biçimde çalışmalar yapıldı da farklı bir yöne sapmadı. Peki, bunu kim sağladı? Tabii ki Önder Apo ve geliştirdiği süreç sağladı. Hakeza başka yerde de süreç farklı boyutlanamaz mıydı? Bal gibi de boyutlanabilirdi. Burada ‘koçbaşı olmayın!’ mesajlarının rolü yok muydu? Gayet iyi biliniyor ki vardı. Fakat bütün bu konularda rol oynayan aktöre siz ısrarla, ‘burada kalacaksın’ diyorsunuz. İşte buna ‘el-insaf’ diyorum.”

‘KÜRTLER CUMHURİYETİN YASALARINDA NEDEN YER ALMASIN’

Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin ve bölgenin geleceği açısından kritik önemde olduğunu söyleyen Karayılan, Kürt kimliğinin yalnızca sözlü değil yasal düzeyde de tanınması gerektiğini ifade etti:

“Unutmamalıyız ki Kürt sorununun çözümü, ülke geleceği ve bölge halklarının kaderi açısından da çok önemli bir husustur. Mesela, 1991 yılında o zaman ki başbakan Süleyman Demirel, ‘Kürt realitesini tanıyoruz’ dedi. Sonra Turgut Özal bunu biraz daha ilerletti. Şimdi de herkes Kürtlerden bahsediyor, bu realiteyi kabul ediyor. Madem bu Kürtler bir realitedir, niye sözlü kabul ediliyor da yazılı kabul edilmiyor? Bir hakikat olan Kürtler niye Cumhuriyet’in yasalarında yer almasın?”  ARTI GERÇEK

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz