Devlet heyeti Kandil’de, düğüm İmralı’nın rolünde
Demokratik Toplum Süreci’nin ‘‘dondurulduğu‘‘ ya da ‘‘sona erdiği‘‘ yönündeki yorumlara rağmen tarafların hem Kandil hem de İmralı‘da temaslarını sürdürdüğü ortaya çıktı. Devletin bir yol haritası istediği, Kandil’in ise “Öcalan süreci özgür koşullarda yönetmeli” şartını öne sürdüğü belirtiliyor. Taraflar arasındaki müzakere, artık silah bırakmanın ötesinde, Kürtlerin gelecekteki siyasi konumu sorusunda düğümleniyor.
Tuncay Doğan
Bir buçuk yılını dolduran ancak halen devlet ya da iktidar tarafından kamuoyuna açıklanmış net bir yol haritasına kavuşmayan Demokratik Toplum Süreci, bu hafta itibarıyla yeni ve kritik bir aşamaya girmiş gibi görünüyor.
DEM Parti İmralı Heyeti, son İmralı görüşmesini 27 Mart tarihinde gerçekleştirdi. Taraflar bu görüşmeyi ‘‘sürecin gidişatını belirleyecek kritik bir eşik‘‘olarak adlandırdı. İşte bu görüşmeden sonra “süreç bitti mi”, “rafa mı kaldırıldı”, “donduruldu mu” yorumları sık sık duyulur oldu. Güncel olarak hem Kürt siyasi çevrelerinden gelen bilgiler hem de iktidara yakın medyada çıkan haberler, müzakerelerin zorlu da olsa sürdüğünü ortaya koyuyor.
YENİ YAŞAM VE TÜRKİYE GAZETESİ’NİN HABERLERİ
Özellikle son üç gün içinde yayınlanan iki ayrı haber, Ankara ile Kandil arasında doğrudan ya da dolaylı temasların yeni bir düzeye doğru ilerlemekte olduğunu gösterdi.
İlk dikkat çekici bilgi, 13 Mayıs’ta Yeni Yaşam gazetesinde Dr. Hayri Hazargöl imzasıyla yayınlanan “Siyasi irade tanınacak mı?” başlıklı yazıda yer aldı. Hazargöl yazısında, devlet ile Kandil temsilcileri arasında yalnızca dolaylı temasların değil, Kandil dışında yüz yüze görüşmelerin de yapıldığına dair bilgiler aldıklarını aktardı.
Bu iddia, iki gün sonra Türkiye gazetesinde Yücel Kayaoğlu imzasıyla yayınlanan “MİT, Kandil’le temasa geçti: 10 gün içinde ortaya yol haritası çıkacak” başlıklı haberle fiilen doğrulanmış oldu.
DEVLET HEYETİ HEM İMRALI’DA HEM DE KANDİL’DE TEMASLAR YÜRÜTÜYOR
Kayaoğlu’nun haberine göre devlet adına bir heyet Kandil’de görüşmeler yürütüyor ve bu görüşmeler sonucunda örgütün hazırlayacağı yol haritası Ankara’ya taşınacak. Haberde, devletin kendi hazırlıklarıyla Kandil’den gelecek önerilerin “eşleştirileceği”, ortaklaşılabilecek başlıkların belirlenmesinin ardından da adım adım ilerleyen bir takvimin devreye sokulacağı belirtiliyor.
Haberde dikkat çeken bir diğer unsur ise müzakerelerin yalnızca Kandil’le sınırlı olmadığının açık biçimde yazılması. Buna göre Abdullah Öcalan ile İmralı’da da yüksek düzeyli siyasi temaslar sürüyor.
Bu bilgi önemli. Çünkü uzun süredir kamuoyunda tartışılan temel meselelerden biri, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolü ve siyasi temsil düzeyinin ne olacağı sorusuydu. Devletin güvenlik merkezli ve kontrollü ilerleyen bir model üzerinde çalıştığı görülürken, Kürt tarafı ise Öcalan’ın yalnızca görüşülen bir aktör değil, süreci yöneten siyasi muhatap olarak kabul edilmesini istiyor.
Kürt tarafı, umut hakkı ve Öcalan’ın rolünü teknik bir mesele olarak ele almadığını, Öcalan’a yaklaşımın aynı zamanda Kürt halkının kolektif haklarından tutalım bu tarihi sorunun hukuk ve siyasi çerçevede çözümü doğrultusunda bir gösterge olacağını defalarca deklare etti.
DEVLETİN DÜŞÜNDÜĞÜ PLANIN İP UÇLARI
Türkiye gazetesindeki haber, daha çok devletin düşündüğü çerçeveye dair ipuçları veriyor. Buna göre süreç; idari düzenlemeler, yasal değişiklikler ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri üzerinden ilerleyecek. Silah bırakan kadroların ise bulundukları ülkelere göre farklı hukuki prosedürlere tabi tutulması planlanıyor.
KÜRT TARAFI ŞARTLARINI ORTAYA KOYDU: YOL HARİTASI HAZIRLARIZ AMA…
Ancak süreci yakından takip eden Kürt kaynakları, Ankara’nın yaklaşımının tek başına yeterli olmadığını söylüyor ve asıl sorunun halen havada kaldığını belirtiyor. Gerekli hukuki ve yasal düzenlemeler yapılacak mı yapılmayacak mı?
Kürt tarafına yakın kaynaklara göre devlet heyeti, Kandil’deki Hareket Yönetimi’nden bir yol haritası taslağı hazırlanmasını istedi. Ancak Kandil’in buna verdiği yanıt, kolay halledilebilecek teknik düzenlemelerden ziyade, sürece yön verecek siyasi mekanizmayı ve sonrasındaki yasal düzenlemeler konusunu netleştirmeyi esas alıyo
Kandil, “Öcalan özgür koşullarda süreci yönetmeli. Hazırlanacak yol haritası İmralı’da kendisiyle tartışılmalı. Bunun için gerekli yasal ve siyasi zemin oluşturulursa ortak bir plan ortaya çıkabilir” görüşünde. Muhataplara bu konu net olarak ifade edilmiş.
Bu yaklaşım, aslında Kürt hareketinin uzun süredir dile getirdiği temel talebin yeniden teyidi anlamına geliyor bir nevi. Yani mesele yalnızca silah bırakma ya da teknik entegrasyon başlıkları değil; Kürt sorunu gerçekten çözülmek isteniyor mu ve Abdullah Öcalan’ın süreçteki siyasi ve hukuki statüsü netleştirilecek mi?
Kürt tarafı, Öcalan’ın “başmüzakereci” rolünün resmileştirilmesini ve süreci “özgür çalışma koşulları” içinde yürütebileceği bir mekanizmanın kurulmasını istiyor. Bu nedenle Kandil’in devlet heyetine verdiği mesaj, bir yol haritasını reddetmekten çok, bunun hangi siyasi zeminde hazırlanabileceğine odaklanıyor.
ÖCALAN’IN ROLÜ İLE HUKUKİ SİYASİ ZEMİN SORUNU ÇÖZÜLECEK Mİ?
Dolayısıyla ortada tamamlanmış bir mutabakat ya da üzerinde uzlaşılmış nihai bir plan halen bulunmuyor.
Ancak aynı şekilde sürecin tamamen sona erdiğini söylemek de mevcut verilerle örtüşmüyor.
Bu nedenle gelinen aşamayı “bitti” ya da “çözüldü” biçiminde okumak yerine, yeni bir zorlu aşama olarak değerlendirmek daha gerçekçi görünüyor.
Çünkü önümüzdeki dönemin temel sorusu şu:
Devlet, halen güvenlikçi bir yaklaşımla mı devam edecek yoksa Kürt gerçekliğini kök nedenlerini de gözetecek şekilde çözüm odaklı bir çizgiye mi evrilecek? Aynı şekilde Abdullah Öcalan’ı yalnızca teknik konularda görüşülen bir aktör olarak mı ele alacak, yoksa Kürt tarafının talep ettiği biçimde sürecin siyasi muhatabı ve yöneticisi olarak mı kabul edecek?




























