Anayasa Mahkemesi, HDP’nin mitingine dönük saldırı sonrası yargılanan 14 polis hakkında verilen beraat kararına ilişkin yapılan itirazı ‘kabul edilemez’ buldu. Avukat Nadide Kurul kararı AİHM’e taşıyacaklarını açıkladı
RADİKAL – Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda 5 Haziran 2015’de düzenlenen ‘Büyük İnsanlık Mitingi’ne yönelik IŞİD’li Orhan Gönder tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırının ardından haklarında ‘görevi ihmal’ suçundan dava açılan ve beraat ettirilen 14 polis hakkında yapılan başvuruyu karara bağladı.
10 müşteki adına ‘adil yargılama hakkı’ ve ‘yaşam hakkı ihlali’ gerekçeleriyle yapılan başvuruya dair 27 Şubat’ta karar veren mahkeme, başvuruyu ‘iç hukuk yollarının tüketilmediği’ gerekçesiyle ‘kabul edilemez’ buldu.
Kararın gerekçesinde 10 kişi adına yapılan başvurunun 2022/81371 numaralı bireysel başvuru dosyasıyla birleştirdiğini belirten AYM, ‘Yaşam hakkının ihlali’ ile ilgili değerlendirmesinde bireysel başvurunun iddia edilen ihlallerin yargı mercilerince düzeltilmemesi halinde yapılan ikincil bir başvuru yolu olduğunu belirterek, “Somut başvuruda ileri sürülen ihlalin bireysel başvuru yapılmadan önce yargı mercilerince tespit edildiği ve başvurucu için uygun ve yeterli telafinin sağlandığı görülmüştür. Bu nedenle başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalktığı sonucuna varılmıştır” dedi.
Mahkeme kararının ‘adil yargılama’ kapsamına dair değerlendirmesinde ise, “(…) adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını başvuru yollarının tüketilmemesi, yasam hakkının ihlal edildiği iddiasının kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna” diye belirtildi.
‘KARAR AYM’NİN KARARI KENDİ İÇTİHATLARINA AYKIRI’
AYM’nin vermiş olduğu karara dair değerlendirmelerde bulunan dosya avukatı Nadide Kurul, devletin, bireylerin yaşamlarını korumak amacıyla ceza hukuku alanındaki soruşturma, kovuşturma ve infaz aşamalarını etkili bir şekilde yürütme yükümlülüğü altında olduğuna dikkat çekti. Nadide Kurul, AYM’nin de bireysel başvuru kararlarında sorumluluğu bulunması muhtemel kamu görevlilerinin etkili şekilde soruşturulmamalarını ve yargılanmamalarını önemli bir eksiklik olarak gördüğünü ve yaşam hakkının korunması açısından bağımsız ve etkili bir soruşturma usulünün bütün yetkili kamu makamları için işletilmesi gerektiğini belirttiğini hatırlattı. Bu açıdan kararın hem AYM’nin kendi içtihadına hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına aykırı olduğuna dikkat çeken Nadide Kurul, “Bu tür olaylarda, yürütülen idari ve hukuki soruşturmalar, davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, yaşam hakkı ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir” dedi.
AİHM’E BAŞVURU YAPILACAK
Yargılama sırasında maddi gerçeğin açığa çıkması için talep ettikleri hiçbir araştırmanın yapılmadığını, taleplerinin reddedildiğini belirten Nadide Kurul, “Sadece patlamayı gerçekleştiren birkaç sanığın cezalandırılmış olması maddi gerçeğin açığa çıkartıldığı anlamına gelmemektedir. Çünkü bu sanıkların patlamayı nasıl bu kadar kolaylıkla gerçekleştirebildikleri, kimlerden yardım aldıkları gibi birçok soru cevapsız kalmıştır. Tüm bu soruların cevaplandığı, etkili soruşturmanın yapıldığı, tüm sorumlular cezalandırıldığı zaman devlet vatandaşlarının yaşam haklarını koruma sorumluluğunu yerine getirecektir” şeklinde konuştu. Bunun olması için gerekli tüm hukuk yollarına başvurmaya devam edeceklerini vurgulayan Nadide Kurul, AYM’nin 14 polis hakkında verdiği karara karşı AİHM’ne başvuru yapacaklarını kaydetti.
DAVA HAKKINDA
HDP tarafından Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda 5 Haziran 2015’te düzenlenen mitinge yönelik IŞİD’li Orhan Gönder tarafından bombalı saldırı gerçekleştirildi. İki bini aşkın polisin görevli olduğu mitinge dönük saldırıda, 5 kişi yaşamını yitirirken, 210 kişi yaralandı. Saldırı sonrası patlamanın olduğu miting alanında arama tarama faaliyetiyle görevli 14 polis hakkında 2017 yılında, “İhmal suretiyle görevi kötüye kullanmak” suçundan Diyarbakır 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
İddianamede, patlamada yaralanan ve zarar gören 10 kişi müşteki olarak yer aldı. İddianameyi kabul eden Diyarbakır 14. Asliye Ceza Mahkemesi, dava aşamasında HDP’nin ve patlamada yaralanan 26 kişinin davaya katılma taleplerini kabul ederek, UYAP sistemine kaydetti. Mahkeme, 8 Ekim 2021’de yargılamayı tamamlayarak; 10 polis için beraat, 4 polis için ise “Görevi kötüye kullanmak” suçundan 2 ay 15 hapis cezası kararı vererek, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) uyguladı.
‘BELEDİYE ÇÖPLERİ TOPLAMADI’ GEREKÇESİYLE CEZALAR BOZULDU
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi, katılan ve polislerin HAGB kararına ayrı ayrı yaptığı itirazı 2022’de karara bağladı. İstinaf, 4 polis hakkında verilen hükmü “Belediyenin çöpleri toplamadığı için bombaların tespit edilemediği ve olayda sanık polislere suç yüklenemeyeceği” gerekçesiyle bozarak, yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderdi. Diğer yandan Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6’ncı Ceza Dairesi, 10 polis hakkında verilen beraat kararına karşı katılanlar ve savcının ayrı ayrı yaptığı başvuruyu, 18 Mayıs 2022’de reddederek, yerel mahkemenin kararını onadı.
Diyarbakır 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi, İstinaf Mahkemesi’nin 4 polis hakkında verdiği bozma kararı ardından yeniden görülen davada, suçtan zarar gördükleri gerekçesiyle daha önce katılma taleplerini kabul ettiği HDP ve 26 kişiye duruşma gününü tebliğ etmedi. Hakim daha sonra katılanların sıfatlarını kaldırırken; katılan avukatları, katılma taleplerinin kaldırıldığını mahkemede öğrendi. Katılanlar ve avukatları olmadan yapılan yargılama sonucunda 4 polis de beraat etti. Katılan avukatları, bütün taleplerine rağmen gerekçeli kararını kendilerine tebliğ edilmemesi nedeniyle İstinaf Mahkemesi’ne başvuramazken, duruşma savcısı beraat kararını istinafa taşıdı.
DURUŞMA GÜNÜ AVUKATLARA BİLDİRİLMEDİ
Diyarbakır Barosu’nun yanı sıra patlamada yaralanan 5 kişi ile avukatları Nadide Kurul ve Zeynep Işık, Diyarbakır 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Gülsüm Akkoyun’u, yargılama sırasında yaptığı işlemlerde “Görevi kötüye kullanma” suçunu işlediği gerekçesiyle Hakim ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikayet etti. HSK’ya gönderilen şikayet dilekçesinde, hakim Gülsüm Akkoyun’un hukuka aykırı bir şekilde duruşma gününü katılan avukatlarına bildirmediği, katılma taleplerinin kaldırılmasına ilişkin herhangi bir karar almamasına rağmen katılan sıfatlarını UYAP üzerinden silerek, yargılamayı katılan avukatlarının yokluğunda yaptığı belirtildi.
Dilekçenin devamında dava dosyasının gerekçeli kararın katılan avukatlarına tebliğ edilmeden İstinaf Mahkemesi’ne taşındığı anımsatıldı. Hakimin, hukuka aykırı şekilde yaptığı işlemlerle “Görevi kötüye kullanmak” suçunu işlediği belirtilen dilekçede, hakim hakkında soruşturma açılarak, cezalandırılması için kamu davası açılmasına karar verilmesi talep edildi. Sonrasında şikayet dilekçesine dair her hangi bir işlem yapılmadı.
Verilen kararlara karşı ise dosya avukatları AYM’ye, “Adli yargılama hakkı” ve “Yaşam hakkı” ihlali gerekçesiyle başvurdu. (MEZOPOTAMYA AJANSI)




























