Ana Sayfa Güncel İdris Balüken: Barış her Kürdün özlemidir

İdris Balüken: Barış her Kürdün özlemidir

7
0

Eski HDP Milletvekili İdris Baluken:

Bir iş insanının, doktora giden bir Kürt kadınının bedeni, kimliği ve dili üzerinden ürettiği ayrımcılık, tek başına bireysel bir hadsizlik değildir. İşin ürkütücü yanlarından biri, geçmişte bu ülkenin başbakanlığını yapmış bir ismin ve etrafındakilerin, bu incitici söyleme tepki vermek yerine kolektif bir neşeyle gülmesidir.

Öte yandan bu çirkin anlatıya karşı yükselen haklı öfkeyi bastırmak isteyen malum çevreler, hemen tanıdık bir kurnazlıkla defansa geçtiler. Karadenizliler ya da Araplar üzerine de benzer fıkralar yapıldığını, kimsenin buna ses çıkarmadığını öne sürerek Kürtlerin tepkisini abartılı bir alınganlık gibi göstermeye çalıştılar.

Bu savunma mantığı, tam anlamıyla özrü kabahatinden beter bir pişkinlik ve küstahlıktır. Kürtlerin bu ayrımcı, ırkçı ve cinsiyetçi “fıkra”ya gösterdiği refleks, basit bir alınganlık değil; gelişen yüksek toplumsal bilincin ve ilkesel duruşun doğrudan sonucudur.

Söz konusu fıkrada hedef alınan kişinin bir Kürt kadını olması tesadüf değildir. Ancak egemen aklın ıskaladığı şudur: Kürt kimliğinden de bağımsız olarak, güncel Kürt Siyasi Hareketi, kadın özgürlüğünü varoluşunun temel kolonu olarak görür. Bugün tüm dünyada yankı bulan, küresel bir felsefeye dönüşen “Jin, Jiyan, Azadî” sloganı ve yönetimdeki eşbaşkanlık sistemi, bu hareketin ulaştığı toplumsal olgunluğu anlatmaya tek başına yeterlidir.

Kürtler kimseden lütuf istemiyor; bir asırdır ellerinden alınmış doğal haklarını geri istiyor. Bu hakikat, tüm Türkiye toplumuna en kararlı ve berrak şekilde izah edilmelidir.

​Peki, bu çevreleri çıldırtan, onları bu zehirli dile sığınmaya zorlayan asıl şey ne? Cevap net: Ezik Kürt tarihte kaldı, Özne Kürt sahneye çıktı! Onların kafasındaki “makul Kürt” profili; bir onbaşının emriyle hizaya geçen, kendi varlığından utanan, sinik ve sessiz bir köylülük hikayesidir. Oysa bugün karşılarında, yüzyıllık bir mücadelenin küllerinden doğmuş bambaşka bir realite var.

​Kürtlerin barış adına gösterdiği fedakarlıklar, bazı çevreler tarafından “Kürtler hiçbir şey istemiyor” gibi yanıltıcı bir propagandaya dönüştürülmek isteniyor. Oysa gerçek bir barışın yolu; eşit yurttaşlıktan anadilde eğitime, yerinden yönetimden radikal demokrasiye kadar tüm hakların tanınmasıyla mümkündür.

Taleplerden vazgeçmek değil, onlara ulaşmak için uygun yöntemlerle, uygun bir yol haritası ya da takvimlendirme söz konusu olabilir. Egemen siyasetin sıklıkla öne sürmüş olduğu “Pazarlık yok” nakaratları Kürtlerin haklarından feragat ettiği anlamına gelmez. Tam tersine; evrensel insanlık değerleriyle güvence altına alınmış temel hakların hiçbir şekilde pazarlık konusu dahi edilemeyeceğini gösterir.

Talepsiz barış olmaz, eşitliksiz barış ise zaten barış değildir. Barış her Kürdün özlemidir, fakat bu barış, onurlu ve eşitlikçi bir mutabakata dayanmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz