CTP Parti Meclisi Üyesi ve eski Maliye Bakanı Birikim Özgür, ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik tabloya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Özgür, Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) uzun süredir iktidarda olmasının hem kendisinde hem de toplumda ciddi bir yorgunluk yarattığını belirterek, “UBP yoruldu, toplumu da yordu. Artık kenara çekilmeli, CTP güçlü bir şekilde iktidara gelmeli” ifadelerini kullandı.
Toplumda CTP’nin programına yönelik artan sorgulamaların doğal ve gerekli olduğunu vurgulayan Özgür, bunun aynı zamanda parti için motive edici bir unsur olduğuna dikkat çekti. Özgür’e göre asıl mesele, sadece iktidar değişimi değil; sistemi kalıcı şekilde düzeltecek gerçekçi bir yaklaşımın ortaya konması ve toplumla güvene dayalı bir ilişkinin kurulması.
Reform sürecinin başarısında Türkiye’nin rolüne özel bir parantez açan Özgür, “Kilit Ankara’da… Neyi destekleyeceğine karar vermeli” diyerek, Türkiye’nin tercihinin belirleyici olacağını ifade etti. “Türkiye’den para almayı beceren hükümetler mi desteklenecek, yoksa yapısal değişimleri hayata geçirecek bir anlayış mı?” sorusunu gündeme taşıdı.
Mevcut ekonomik yapıyı sert sözlerle eleştiren Özgür, “Bu talan düzeni vatandaşa da kendini kötü hissettiriyor. Artık bir kırılma anındayız” dedi. Sorunların çözümüne yönelik adımların aslında belli olduğunu kaydeden Özgür, bütçe gelirlerinin artırılmasının mümkün olduğunu ve yaklaşık 25 milyar TL seviyesindeki iç borcun yeniden yapılandırılması halinde ülkenin 2-3 yıl içinde toparlanabileceğini dile getirdi.
Ancak bunun için güçlü bir siyasi irade gerektiğini vurgulayan Özgür, bu iradenin oluşumunda Türkiye’nin katkısının da kritik olduğunu söyledi. Türkiye’nin süreci yakından takip ettiğini belirten Özgür, mevcut hükümetin icraatlarının Ankara tarafından dikkatle izlendiğini ifade etti.
Türkiye ile ilişkilerin nasıl şekilleneceğine de değinen Özgür, “Eğer Türkiye, limanların ya da kurumların belirli şirketlere devri üzerinden bir ortaklık arayışındaysa, ilişkiler gergin bir zeminde devam eder. Bundan iki taraf da zarar görür” dedi. Buna karşılık, yapısal sorunların çözümüne odaklı bir iş birliğinin tercih edilmesi halinde Kıbrıslı Türklere çok daha fazla katkı sağlanacağını vurguladı.




























