Ana Sayfa Güncel Kıbrıslılar Barış Ve Dayanışma Hareketi Antonio Costa’ya Kıbrıs Konusunda mektup verdi

Kıbrıslılar Barış Ve Dayanışma Hareketi Antonio Costa’ya Kıbrıs Konusunda mektup verdi

2
0

24 Nisan Cuma günü saat 12:00’de, Kıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketinin Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Merkezinde gerçekleştirdiği basın toplantısında Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa’ya verdiği mektubun içeriğini basınla paylaştı..

Sayın Antonio Costa

Avrupa Birliği Konseyi Başkanı

Ekselansları,

Hiçbir dini, etnik ayrım olmaksızın yüzyıllarca kardeşçe yaşayan Kıbrıslılar, yirminci yüzyılın ilk yarısında dıştan müdahalelerle etnik milliyetçilik, ırkçılık sarmalına kapılarak, toplumsal çatışmalarla birbirlerinden koparıldı. 1960 yılında kurulan ortaklık devletinin yaşamasını istemeyen ve dış güçlere hizmet eden iki toplum liderliği bu ayrılığı 1963 yılındaki kanlı toplumsal çatışmalarla fiziki ayrılığa dönüştürdü. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörü olan Yunanistan, 1974 yılında askeri darbe yaparak, diğer bir garantör ülke olan Türkiye’nin askeri müdahale ile adamızın %37’sini işgal etmesine fırsat yarattı. Kıbrıs’taki askeri üslerinin

varlığından başka hiçbir endişesi olmayan garantör İngiltere ise bu trajediyi yaşayan Kıbrıs’ı, sadece izlemekle yetindi. Güvenlik gerekçe gösterilerek, adamızda etnik temelde iki bölge oluşması için kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslı Rumlar zorla güneye, Kıbrıslı Türkler de

adamızın kuzeyine toplanıp adamız fiziki olarak ikiye bölündü. Tüm bu yaşanan olumsuzluklara rağmen, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 2004 yılında Avrupa Birliği’ne tam üye olması, ülkemizin yeniden birleştirilmesi ve Kıbrıs’ın yaşadığımız coğrafyadaki ülkelere örnek

olabilecek bir “barış ve işbirliği adası” olması adına, Avrupa Birliği değerlerini benimsemiş Kıbrıslılar’da çok büyük bir umut yaratmıştır.

1974 yılından beri, adamızın kuzeyinde yaşayan Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği vatandaşı Türkçe konuşan Kıbrıslılar olarak, Türkiye tarafından kurdurulan alt yönetimin idaresinde olağanüstü koşullarda yaşamaktılmaktayız. Birleşmiş Millletler aracılığı ile 1968

yılından beri sürdürülen çözüm süreçlerine destek vermemize rağmen, Türkiye’nin izlediği kolonicilik siyaseti yüzünden toplumsal yokoluşla karşı karşıya bulunmaktayız. 2004 yılında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olmasına ve Kıbrıs adası toprağının bir bütün olarak Avrupa Birliği’nin parçası sayılmasından sonra imzalanan 10. Protokol ile

Avrupa Birliği Muktesebatı’nın, Kıbrıs Sorunu çözülene kadar, kuzeyde askıya alınması, adanın kuzeyinde yaşayan Türkçe konuşan Kıbrıslılar’ın Avrupa Birliği’nin sağladığı birçok imkandan yararlanmasının önünde çok ciddi bir sorun olarak durmaktadır.

1949 Cenevre Sözleşmeleri’nin savaş suçu olarak tanımlamasına rağmen, Türkiye adamızın kuzeyine yüzbinlerce insan taşıyarak, adamızın demografik yapısını değiştirmiştir. Taşınan nüfusa kuzeydeki alt yönetimin vatandaşlığı da verilerek, Kıbrıs Türk Toplumu’nun siyasi iradesi gaspedilmiştir. Kuzey Kıbrıs’ta, yıllardan beri nüfus sayımı yapılması engellenmekte, yapılan sayım sonuçları da yanıltıcı olarak açıklanmaktadır. Son yapılan Avrupa

Parlamentosu seçimlerinde, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde kayıtlı Kıbrıslı Türk seçmen sayısı 103 bin olarak açıklanmışken, dağıtılan vatandaşlıklar yüzünden, kuzey Kıbrıs’taki seçmen sayısı

220 bin olarak verilmektedir. Bu rakamlara bakıldığında Kıbrıs’ın kuzeyinde yapılan seçimlerde belirleyici olanın Tükiye’den taşınan nüfus olduğu açıkça görülmektedir.

Kıbrıs’ın kuzeyi Avrupa Birliği toprağı olmasına rağmen, Kumar, fuhuş, insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, kara para aklama, sahte diploma satan yüksek öğretim kurumları gibi Türkiye’de istenmeyen hertürlü kirli işler, ekonomik faaliyet olarak burada yürütülmektedir.

Kuzey Kıbrıs’ta çok yüksek enflasyonu olan Türk Lirası kullanma zorunluluğu nedeni ile Kıbrıs Türk Toplumu fakirleştirilerek, ellerindeki mülkler, Türkiye’den gelen sermaye çevreleri

tarafından alınmaktadır. Adamızın en güzel doğal alanları özel ekonomik ayrıcalıklar yaratılan, Türkiyeli sermayedarlara peşkeş çekilmektedir.

Taşınan nüfusla birlikte, Avrupalı değerlere sahip, laik, demokratik yaşam biçimini benimsemiş Kıbrıs Türkler’in toplumsal yaşamına müdahale edilerek, Sunni İslam öğretisi dayatılmaktadır. Dini okullar açılmakta, her köşeye camiler inşa edilmekte, Türkiye’den gönderilen yüzlerce imam ve öğretmen misyoner olarak görev yapmaktadır.

Alt yönetimin başında sözde seçimle işbaşına getirilen yöneticiler, Türkiye’nin adamızın kuzeyinde görevlendirdiği memurların talimatları ile hareket etmektedirler. Rejime muhalefet

edenler, baskı ve tehditlerle toplumdan dışlanmaktadırlar. Medya kurumları rejim tarafından sıkı kontrol alınmış olup,rejime muhalefet edenlere yer verilmemektedir.

Barışın bir erdem olduğuna inanan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Türk vatandaşları olarak, başta Türkiye, Yunanistan arasında sürekli çatışma konusu olan bu tarihsel sorunun çözülerek, Kıbrıs’ın birleştirilmesini ve bu ülkeler arasında ekonomik ve siyasi işbirliği imkanlarının yaratılmasını istiyoruz. Kıbrıslı Rumlar ve adamızın diğer etnik kökenden vatandaşları ile birlikte, Avrupa Birliği ailesi içinde yaşamak istiyoruz. Türkiye’nin dayattığı adamızın önce “taksimine” daha sonra da kuzey yarısının Türkiye’ye ilhak edilmesine yol açacak olan “ iki ayrı egemen devlet” yalanını reddediyoruz.

Kıbrıs Sorunu’na Birleşmiş Milletler’in arabuluculuğunda bugüne kadar devam eden görüşme süreçlerinde , iki toplumun uzlaştığı çerçevede, acilen çözüm bulunması, bu çözümün tek egemenlik, tek vatandaşlık, ve tek uluslararası kimlik temelinde olması, Federal

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin vatandaşlarının serbest dolaşım, serbest yerleşim ve serbest mülk edinme haklarını da içerecek şekilde tüm insan haklarını güvence altına alması temel talebimizdir. Bugüne gelinceye kadar, garantör devletlerin varlığından sadece zarar

gördüğümüzü dikkate alarak, hiçbir yabancı gücün Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörü olmasını kabul etmiyoruz. Garantörlerin ülkemizi orta doğuda devam eden çatışmalarda bir

saldırı üssü olarak kullanmaları ve ülkemizi bir silah deposuna dönüştürdükleri dikkate alınarak, tüm yabancı üslerin ve yabancı askerlerin ülkemizi terketmesini, adanın askersizleştirilmesini ve silahsızlandırılmasını talep ederiz. Avrupa Birliği değerlerini

benimsemiş, sövenizmden ve ırkçılıktan arınmış Kıbrıslıların dostluğu ve kardeşliği, Kıbrıs’ın bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün gerçek garantisidir.

Kıbrıs Sorunu’na Birleşmiş Milletler’in arabuluculuğunda Crans Montana’da bırakıldığı yerden görüşme sürecinin başlatılarak çözüm için Avrupa Birliği’nin insiyatif üstlenmesini ve temsilci

atamasını talep ederiz. Türkiye’nin siyasi rehine olarak kullandığı, Kıbrıs Türk Toplumu’nun yokolmasını ve adamızın kalıcı olarak bölünmesini hedefleyen adamızın kuzeyinde Türkiye’nin sürdürdüğü kolonicilik faaliyetlerinin durdurulması için çözümün vazgeçilmez olduğunu vurgularız.

Kıbrıslılar Barış Ve Dayanışma Hareketi(a)

Şener Elci

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz