Ana Sayfa Politika Komünler neden gereklidir?

Komünler neden gereklidir?

19
0

Kürt halk önderi Abdullah Öcalan, komün örgütlenmesinin yeni dönemin örgütlenmesi olacağını belirtirken, bunun yaşamın her alanına sirayet etmesi gerektiğini de vurguluyordu.

ANALİZ- Komünler, devrim mücadelesinin en önemli ayaklarından birini oluşturan ve insanlık tarihinin sınıflar öncesi döneminden beri var olan bir toplumsal örgütlenme biçimidir. Bu örgütlenme şekli, erkek egemenliğinin ortaya çıkışıyla birlikte her ne kadar geriye itilmiş, reel sosyalist pratiklerin yanlışlıkları nedeniyle devrimci hareketler açısından önemini yitirmiş gibi görünse de çağımız dünyasında devam eden devrimci mücadeleler içerisinde ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmış ve gerekliliğini kanıtlamıştır.

Komün sözcüğü, ortak bir topluluğu ifade eder. Bu nedenle devlet olgusu, doğuşundan itibaren komünleşmeye ve komün örgütlenmesine her daim karşı bir yerde durmuştur. Reel sosyalist anlayışın devleti kendisine hedef olarak koyması da sosyalizm tarihinde büyük yıkımları ya da yozlaşmayı beraberinde getirmiştir. Paris Komünü pratiği sonrasında az da olsa başlayan, devlet olmadan gerçekleştirilecek halk örgütlenmesine dair tartışmaların ısrarlı bir şekilde ötelenmesi nedeniyle, bugün komün örgütlenmelerinin yeniden hedef gösterilmesi anlaşılırdır.

Tarihi sınıflar savaşıyla başlatmak da ayrı bir kısır döngünün ve devletçilik savunusunun göstergesidir. Sınıfların oluşumu ile sınıf savaşları, devlet ve halk olgusunun ortaya çıktığı döneme denk gelir. Ancak devlet olgusundan önceki dönemde neler yaşandığını hasır altı etmek, onu görmezden gelmek ve tarihi devletten başlatmak, aslında kapitalist modernitenin sınırlarına hapsolmaktan başka bir şey değildir.

Bu nedenle Önder Apo, tarihi ilk insandan ve onun ilk örgütlenme ve yaşama pratiği olan komünden alarak, insanlığın özgürlük mücadelesini kapitalist modernitenin belirlediği sınırların dışına çıkarmıştır.

Önder Apo’nun uzun süredir üzerinde durduğu ve kitaplarında, değerlendirmelerinde sıklıkla yer verdiği komünler, sosyalist bir toplumun inşasında en önemli adımlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Reel sosyalist düşüncenin, sosyalizme geçiş ve sosyalizmi topluma yayma sürecinde bir ara evre olarak gördüğü proletarya diktatörlüğü sistemine alternatif olan komünler, sosyalist düşünceyi topluma yaymanın ve toplum tarafından desteklenmesini sağlamanın en doğru adımıdır. Bugün yaşananlar düşünüldüğünde, komünler çok daha can alıcı bir biçimde elzem ve gereklidir.

KOMÜN ÖRGÜTLENMELERİNİN GEREKLİLİĞİNE BİR ÖRNEK OLARAK KAR FIRTINASI

Yeni bir döneme giren Kürdistan Özgürlük Hareketi, komün yapılanmasının yeni dönemin temel örgütlenme modeli olduğunu ve halk örgütlülüğünün komünler üzerinden işleyeceğini açıkladığında, çok sayıda kişi bu örgütlenmenin nasıl olacağına dair sorular sordu. Bugüne kadar reel sosyalist bir yapılanma içerisinde yer alan ve reel sosyalizmin halk örgütlenmesinden çok, kadro örgütlenmesi olduğu yönündeki söylemler üzerinden halk ile arasında her daim bir uçurum bulunan kesimler için komünler elbette yabancı bir örgütlenmeydi.

Ancak Kürdistan Özgürlük Hareketi açısından komün örgütlenmeleri yabancı bir yapı değildi. Bugüne kadar adının komün olmaması dışında, tüm yapılanmasını komünal bir yaşam tarzı üzerinden örgütleyen Hareket için bu durum yabancısı olunan bir pratik değildi. Buna karşın, özellikle Kürt siyasal hareketi açısından doğru bir zeminde tanımlama yapılmadığından, Önder Apo’nun geliştirdiği komün örgütlenme modelleri tam anlamıyla hayata geçirilemedi.

Son dönemde yaşanan bazı gelişmeler, aslında komün örgütlenmesinin neden gerekli olduğunun da bir göstergesi olarak karşımızda duruyor. Peki, bunlar nelerdir?

Bakur’da yaşanan kar fırtınaları sırasında, özellikle Amed’de belediyeye yönelik eleştiriler ile belediyenin tam anlamıyla örgütlenememesi, yaşanan ilk örneklerden biridir. Bir komün örgütlenmesinin olmaması, bütün yükün belediyenin üzerine yıkılmasına neden olmuş ve neredeyse evlerin önünün dahi belediye tarafından temizlenmesinin beklendiği bir durumu ortaya çıkarmıştır.

Oysa bir komün örgütlenmesi olsaydı, halkın kendi evinin önünü ve kendi sokağını temiz tutması çok daha doğru ve kolektif bir yaklaşım olmaz mıydı?

BELEDİYELER KOMÜN MERKEZİ DEĞİL, KOMÜNÜN ÖRGÜTLENME ALANIDIR

Önder Apo, belediyeler üzerinden büyük bir komün örgütlenmesinin mümkün olduğunu; belediyelerin yalnızca toplumla buluşulan ve Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin sosyalizm ve yaşam anlayışının pratik anlamda topluma aktarıldığı alanlar olduğunu belirtmekteydi. Gelinen noktada yaşananlar ise, doğru bir politik hat üzerinden örgütlenen komünlerin ne kadar gerekli ve önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuş; Önder Apo’nun politik çizgisinin doğruluğunu kanıtlamıştır.

İlk başta şunu belirtmekte yarar var: Belediyeler, komünlerin merkezi değil, komün örgütlenmesinin yalnızca bir alanı olmak zorundadır. Belediyelere bağlı oluşturulacak komün yapılanmaları, günün sonunda yine merkezi devlet aygıtına bağımlı bir yerde duracaktır. Bu nedenle komün örgütlenmesi, belediyelere bağımlı değil, aksine, belediyeleri denetleyen bir konumda olmalıdır. Amed özelinde ele alındığında, son yaşanan kar fırtınası bu duruma çok net bir örnek olacaktır.

Mahallelerde komünler oluşturulmuş olsaydı, sokak ve mahalle komünleri kar fırtınasının yarattığı olumsuz koşulların çözümü için kendi imkanlarını yaratacak ve belediyeleri de buna teşvik edecekti. Ancak bunun tam tersi bir noktada, sistemin yarattığı yerel yönetim anlayışı üzerinden hareket edilerek neredeyse her şey belediyelerden beklenir hale geldi. Oysa “Belediyeleri seçtik, onlar bize hizmet edecek” anlayışı, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin mantığı değildir.

Komünlerin oluşması; yaşamın her alanının örgütlenmesini, toplumun birilerine mahkum edilmesinin önüne geçilmesini ve yaşamı örgütleyen toplumun, öncülerinden dahi hesap sorabilecek, onların eksikliklerini giderebilecek bir düzeye ulaşmasını beraberinde getirir. Siz halk örgütlenmesini yalnızca oy üzerinden kurar, ‘şu kadar oy aldık’, ‘şu kadar gücümüz var’ gibi üstenci yaklaşımlarla halka yaklaşırsanız, halk da size ‘oy verdik, o halde hizmet edin’ anlayışıyla bakar ve kendisini mücadeleden ve örgütlenmeden soyutlar. Oysa Kürdistan Özgürlük Hareketi, halka bir şeyleri dikte edenlerin ya da onlara yukarıdan bakanların hareketi değildir.

Bu açıdan bakıldığında belediyeler, komünlerin denetlediği ve halkın sorunlarının çözümünde aracı olan kurumlardır. Bunun dışında bir belediye başkanının ya da belediyede yetkili bir kişinin, halk üzerinde yaptırım uygulama ya da halka bir şeyi dikte etme gibi bir yetkisi olamaz.

Bugün Kürdistan’da belediyelere yönelik halkın mesafeli yaklaşımı, Kürt siyasal alanının yanlış ve eksik tutumlarından kaynaklanmaktadır. Özellikle son seçimlerin ardından bazı belediye başkanları ile belediye meclis üyelerinin, sırf tutuklanmamak adına iktidar partisine geçmeleri de bu kopukluğun ve komünleşmemenin yarattığı bir sorundur.

Oysa bir komün yapılanması kurulmuş ve doğru bir politik hat doğrultusunda yürütülmüş olsaydı; seçimlere girecek kişilerin belirlenme sürecinde halkla doğru bir iletişim kurulup görüşleri alınsaydı, yaşananlar büyük ölçüde engellenebilirdi. Bazı yerlerde halka rağmen, halkın taleplerine rağmen öne çıkarılan isimlerin sonradan içine girdikleri tutumlar, kamuoyunun da bildiği üzere sekter ve yanlış olmuştur. Bunun sonucunda ise halk ile siyasal hareket arasında ciddi bir kopukluk ortaya çıkmıştır.

KOMÜNLER TOPLUMUN ENTEGRASYONUNUN SAĞLANDIĞI ALANLAR OLMALIDIR

Komün örgütlenmesinin bir diğer özelliği de entegrasyon dediğimiz sürecin örgütlenmesi ve oluşmasındaki önemidir. Komünler yalnızca gündelik sorunlarla ilgilenmez; yaşamın yeniden örgütlenmesinin de önemli bir aracıdır. Toplumun her kesiminin ayrışma yerine ortaklaşma temelinde, kolektif bir yaşam kurmasının en önemli adımı, komünlerin doğru bir zeminde örgütlenmesinden geçer. Kolektif yaşam, devrimin bize gösterdiği yeni yaşam anlayışının en önemli ayaklarından biridir. Tüm farklılıklarımıza rağmen ortak bir paydada buluşmak ve bu payda üzerinden ortak bir yaşam alanı kurmak, komünlerin en temel görevlerindendir.

Ortak bir yaşamı kurmak ve kolektif bir yaşamı örgütlemek ise, bir bakıma entegrasyon sürecinin ortaya çıkmasıyla mümkündür. Entegrasyon sürecinin en önemli yönü, toplumun tüm kesimlerini ortak ve kolektif bir yaşama hazır hale getirmesidir.

Komün örgütlenmesi, yalnızca aynı düşünen insanların oluşturduğu bir gruplaşma değildir. Bu nedenle Önder Apo, yeni dönemin en önemli sac ayaklarını komün, müzakereci demokrasi ve entegrasyon olarak tanımlamıştır. Bu üç sac ayağı bir arada ve doğru bir politik hat içerisinde ilerlediğinde, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin bugüne kadar büyüyerek taşıdığı mücadele geleneği daha da güçlenecek; demokratik ulus sosyalizmine gidiş için halk örgütlü hale gelecektir.

Kadınlar, çocuklar, işçiler, işsizler vb. tüm toplumsal kesimler için komünler; ihtiyaçları belirlemek, bu ihtiyaçların nasıl karşılanacağını düzenlemek ve süreci denetlemek amacıyla kurulur. Belediyeler ise komünlerin aldığı kararların uygulanacağı, pratikte yaşamsallaştırılacağı araçlardır. Belediyeleri bir amaç haline getirmek, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin komün anlayışına ters bir yapılanma oluşturmak anlamına gelir. Belediyeler birer amaç değil; yeni dönemin sosyalist anlayışının halka anlatılacağı ve bu anlayışın pratiklerinin gösterileceği alanlardır.

Önder Apo’nun sözleriyle aktarırsak: “Ahlaki Politik Toplum kavramı, komün değerlendirmesinin başka bir ifadesidir. Komünün devlet karşısında ifade bulmasıdır. Yeni barış döneminin de dili politik olacaktır. Komünün özgürlüğünü savunacağız. Zaten adı üzerinde, ulus-devletçi dili terk ediyoruz. Ulus-devletçiliğe dayalı kavramları terk ediyor, komüne dayalı etik ve politik kavramları esas alıyoruz.

‘Ahlaki politik toplum’ dedik; ama bu, özgürleşen komündür. Etik ve politik bir şeydir; hukuki bile değildir. Hukuk var işte, gelişecektir; belediye kanunu gibi. Yasada ifade bulmasını isteyeceğiz; bu bir şart ve ilkemiz olacak. Bunun daha bilimsel ifadesi komün özgürlüğüdür. Biz bundan sonra komünalist olacağız. Sınıf kavramı yerine komünü yerleştirmek çok daha çarpıcı, çok daha bilimseldir. Belediyeler hala komündür. Bizde de ‘kom’ vardır. Ahlak yok mu, etik yok mu? Tabii var. Zaten komün, yasalardan ziyade etikle yürüyecek bir konudur. Komün bir de demokrasidir. Demokratik siyaset, politika demektir. Komün isimdir, etik-politik bir sıfattır. Komün etik ve politiktir; biri isim, biri sıfattır.” ANF

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz