İran’ın hafta sonu Doha, Dubai ve Manama’yı hedef alan füze saldırıları, yalnızca görkemli cam ve beton kuleleri değil, Körfez ülkelerinin ‘istikrar adası’ imajını da sarstı. Şimdi bölge ülkeleri zor bir tercihle karşı karşıya.
RADİKAL – İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırıları, ABD ve İsrail’in cumartesi günü Tahran’a yönelik başlattığı geniş çaplı hava saldırılarının hemen ardından geldi. Saldırılarda İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve üst düzey askeri isimler öldürülmüş; ordu ve devlet tesisleri vurulmuş, bir kız ilk okulunu da hedefe alan saldırgan politika, en az 148 çocuk ve öğretmenlerinin hayatlarına mal olmuştu.
İran ise misilleme olarak İsrail’i ve Körfez’deki ABD askeri varlıklarını füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldı. Birleşik Arap Emirlikleri’nde en az üç kişi öldü, 58 kişi yaralandı. Dubai’de simgesel binalar ve havalimanı, Manama’daki gökdelenler ve Kuveyt Havalimanı isabet aldı. Doha’da bazı mahallelerden duman yükseldiği görüldü. Suudi Arabistan, İran’ın Riyad ve doğu bölgelerini de vurduğunu açıkladı. Katar’da 16, Umman’da 5, Kuveyt’te 32 ve Bahreyn’de 4 kişinin yaralandığı bildirildi.
Körfez ülkeleri bu çatışmayı istemiyordu. Saldırı öncesi haftalarda Umman, Washington ile Tahran arasında dolaylı görüşmelere aracılık ediyordu. Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu stoklamama ve mevcut stoku ciddi biçimde seyreltme taahhüdü vermesinin ardından barışın ‘ulaşılabilir’ olduğunu açıklamıştı.
İSRAİL, SAATLER SONRA SALDIRDI
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, haftalardır hatta aylardır yaklaşan savaşı görmüş ve bunu engellemek için yoğun çaba harcamıştı.
King’s College London’dan Rob Geist Pinfold, Körfez ülkelerinin askeri müdahaleyi önlemek için lobi yaptığını söyledi. Ona göre şimdi savaşa katılmaları ve ‘İsrail’le birlikte hareket ediyor’ görüntüsü vermeleri, rejimlerinin meşruiyeti açısından büyük bir risk.
Ancak pasif kalmanın da bedeli var. El Cezire‘ye konuşan Pinfold, İran’ın tekrar tekrar saldırdığı bir tabloda hiçbir şey yapmamanın da ülkelerin itibarını zedeleyeceğini vurguluyor. “Bu yönetimler kamuoyuna duyarlı. Halklarını ve egemenliklerini koruduklarını göstermek isterler” diyor.



MÜDAHALE EDERLER Mİ?
Analistlere göre, Körfez ülkeleri sonunda harekete geçebilir; ancak bunu kendi koşulları altında yapmak isteyebilirler.
Pinfold, ABD ve İsrail’e hava sahalarını açmak yerine, 1984’te kurulan ve 2013’te Birleşik Askeri Komutanlığa evrilen KİK’e bağlı “Yarımada Kalkan Gücü” gibi ortak bir mekanizma üzerinden operasyon düzenlemelerinin daha olası olduğunu söylüyor.
“İsrail’le birlikte hareket eden değil, liderlik eden aktör olarak görünmek isterler” diyen Pinfold’a göre bu, haftalardır kenarda kalan Körfez ülkelerinin inisiyatif aldığını gösterme fırsatı olabilir.
KABUS SENARYOSU
Uzmanlara göre, Körfez liderlerinin en büyük korkusu kritik altyapıya yönelik saldırılar. Elektrik şebekeleri, su arıtma ve deniz suyundan tatlı su elde eden tesisler ile enerji altyapısı en hassas noktalar.
“Klima ve su arıtma olmadan, aşırı sıcak ve kurak Körfez ülkeleri fiilen yaşanamaz hale gelir. Enerji altyapısı olmadan ise ekonomik olarak sürdürülemez olurlar” diyen New York Üniversitesi Abu Dabi’den Orta Doğu siyaseti profesörü Monica Marks, hükümetlerin bu çıkarları en az riske atacak adımları atacağını belirtiyor.
Pinfold ise daha derin tehlikenin fiziki değil, itibari olduğunu savunuyor. Körfez ülkelerinin yatırım ve turizm için güvenli liman imajının zarar gördüğünü söylüyor.
VEKİLLER YERİNE DEVLETLER SAHNEDE
Analistler, yaşananların bölgesel güvenlik dengelerinde dramatik bir değişime işaret ettiğini vurguluyor. Uzun süredir Körfez ülkeleri tehdit algısını Husiler ve Hizbullah gibi devlet dışı aktörlere odaklamıştı.
Pinfold’a göre artık tablo farklı: “Orta Doğu’da ya yeni bir paradigma ya da eski bir döneme dönüş görüyoruz: Devletten devlete savaş.”
Marks ise savaş öncesinde bazı Körfez ülkelerinin, özellikle BAE’nin, İsrail’i bölgesel istikrar açısından İran’dan daha büyük tehdit olarak görmeye başladığını hatırlatıyor. Ancak İran’ın ‘geniş ve dağınık’ ilk saldırı dalgası, dengeleri yeniden değiştirmiş olabilir.
Körfez ülkeleri şimdi hızla pozisyonlarını yeniden hesaplıyor. Eğer İran, daha kontrollü bir tırmanma stratejisi izlerse, kenarda kalmak isteyebilirler. Ancak füze saldırılarıyla yara alan gökdelenlerin gölgesinde bu seçeneğin giderek daraldığı belirtiliyor.


İRAN’DAN SUUDI ARABISTAN’IN KALBINE SALDIRI: RAS TANURA PETROL RAFINERISI VURULDU!
Suudi Arabistan’ın en köklü ve büyük petrol rafinerisi Ras Tanura’nın, İHA saldırısı sonrası kapatıldığı duyuruldu.
ABD-İsrail’in İran’a saldırıları bölgenin enerji altyapısının da riske atılmasına yol açtı. Suudilerin en büyük petrol rafinerisi Ras Tanura, İHA saldırısı sonrası kapatıldı. Ras Tanura, günlük yaklaşık 550 bin varil işleme kapasitesine sahip bulunuyor.
Rafineriyle entegre olan Ras Tanura Limanı, dünyanın en büyük ham petrol yükleme tesisi konumunda. Suudi Arabistan’ın deniz yoluyla yaptığı petrol ihracatının büyük bir kısmı buradan geçiyor.
Bloomberg HT’de yer alan habere göre, üretilen ürünlerin (benzin, dizel, jet yakıtı vb.) önemli bir kısmı başkent Riyad ve çevresindeki iç pazara sunuluyor.
Tesis şu aşamada devasa bir dönüşümden geçiyordu. Sadece yakıt üretmekle kalmayıp, yüksek değerli kimyasallar ve petrokimya ürünleri üretecek şekilde modernize edilen tesis ayrıca “Temiz Yakıtlar Projesi” ile çevre standartlarına uyum çalışmaları gerçekleştiriyordu.
Hürmüz Boğazı gerilimi bağlamında Ras Tanura’nın konumu hayati bir risk taşıyor. Basra Körfezi kıyısında yer aldığı için boğazda yaşanacak bir tıkanıklık, bu rafineriden çıkan ürünlerin dünyaya ulaşmasını doğrudan engelleme riski taşıyor.
TRUMP’TAN KÜSTAH AÇIKLAMA: “İRAN’I YÖNETMEK IÇIN ÜÇ ÇOK IYI ADAYIM VAR…”
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’le birlikte İran’a karşı başlatılan ve aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda sivilin yaşamına mal olan saldırıların ardından, İran’ın gelecekteki liderliği için üç ismin aklında olduğunu öne sürdü. Trump, aynı zamanda operasyonu, ‘uzun vadeli güvenlik’ gerekçesiyle savunmaya çalıştı.



Trump, New York Times gazetesine verdiği demeçte, İran’ı yönetmek için ‘üç çok iyi aday’ bulunduğunu söyledi, ancak isim vermedi. “Şimdi açıklamayacağım. Önce işi bitirelim” ifadelerini kullandı.
Florida’daki Mar-a-Lago’dan yayımladığı görüntülü mesajda konuşan Trump, İran’a yönelik askeri operasyonun ABD’nin uzun vadeli güvenliği için gerekli olduğunu savundu. Üç Amerikan askerinin hayatını kaybettiğini doğrulayan Trump, kayıpların artabileceği uyarısında bulundu.
Trump, sözlerine şöyle devam etti:
Ne yazık ki bu iş bitmeden önce daha fazla kayıp olabilir. Ama Amerika onların intikamını alacak ve medeniyete karşı savaş açan teröristlere en ağır darbeyi indirecek…
Trump, cumartesi günü başlayan İran savaşından bu yana ulusa doğrudan seslenmedi; ancak iki video mesaj yayımladı, Truth Social platformunda İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğünü duyurdu ve basına telefonla çeşitli demeçler verdi. Florida’dan Washington’a dönüşü sırasında başkanlık uçağında gazetecilere açıklama yapmadı.
KONGRE BİLGİLENDİRİLECEK
Beyaz Saray, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Savaş Bakanı Pete Hegseth’in salı günü Kongre’de milletvekillerine İran’a yönelik operasyonun seyri hakkında bilgi vereceğini duyurdu.
Trump, İngiliz Daily Mail gazetesine yaptığı açıklamada operasyonun dört hafta veya daha kısa sürede tamamlanmasını beklediğini söyledi. “İran büyük bir ülke. Bu nedenle dört hafta ya da daha kısa sürebilir” dedi.
Fox News’e verdiği bir başka röportajda ise “Başardıklarımıza kimse inanamıyor. Tek seferde 48 lideri etkisiz hale getirdik. Her şey çok hızlı ilerliyor” ifadelerini kullandı.
Pentagon’un İran operasyonunda üç Amerikan askerinin öldüğünü açıklamasının ardından NBC’ye konuşan Trump, “Üç kaybımız var. Daha fazlasını bekliyoruz. Ancak sonunda dünya için büyük bir sonuç elde edilecek” dedi.
“İRAN’LA GÖRÜŞECEĞİM”
Trump, Truth Social hesabında yaptığı paylaşımda dokuz İran askeri gemisinin ‘imha edilip batırıldığını’ öne sürdü. “Kalanları da hedef alacağız. Yakında onlar da denizin dibinde olacak. Bir başka saldırıda donanmalarının karargâhını büyük ölçüde yok ettik” dedi.
Alaycı bir ifadeyle “Bunun dışında donanmaları gayet iyi durumda!” diye yazdı.
Trump, İranlı liderlerle görüşeceğini de açıkladı ancak tarih vermedi. The Atlantic dergisine verdiği demeçte, “Konuşmak istiyorlar ve ben de kabul ettim. Daha önce yapmaları gerekirdi ama çoğu artık hayatta değil” dedi. DIŞ HABERLER




























