Ana Sayfa Güncel ŞENER LEVEN YAZDI: BEN SANA GÖRE DEĞİLİM KIBRIS

ŞENER LEVEN YAZDI: BEN SANA GÖRE DEĞİLİM KIBRIS

35
0

BEN SANA GÖRE DEĞİLİM KIBRIS

Med ve cezir gibi tüm bu yaşadıklarımız…

Sular bir çekiliyor, bir geri dönüyor…

Bir sabah oluyor…

Bir akşam…

Seri bir katile bakar gibi bakıyorsun biten bir günün ardından…

Yurduna bakıyorsun bir dağın tepesinden…

İki Kıbrıs var sende…

Biri içindeki Kıbrıs…

Biri dışındaki…

İçinde bir cennet…

Dışında bir cehennem…

Limnidi’de çilek toplayanlara bakıyorsun sonra…

Bir köy ekmeği, bir köy hellimi alıyorsun yol üstündeki köylüden…

Biliyorum ölüm ayıracak bizi…

Kıbrıs git başımdan…

Ben sana göre değilim…

Hiçbir yeraltı teşkilatında kaydım yok…

Vatan millet bayrak nutukları atmayı bilmem…

Musucariyim…

Bullez yemem…

Hiç hoşlanmadığın sorular sorar dururum sana…

Susarsın…

Mezara götüreceksin ille de ne bilirsen…

Bak bana ama…

İyi bak gözlerime…

Ben o İngiliz valisinin dediklerinden değilim…

İtaat arama bende o emirlere…

Sigarasını yaktığın tutsakları vur desen de vurmam…

Vurursan sen beni vur!

Kitaba, silaha ve bayrağa el basarsın sen…

Ben basmam…

Ben sana artık bir şey sormam…

Sorarsan sen sor…

Bu akşam bütün bildiklerimi sana anlatabilirim…

Sayabilirim hatta tek tek bütün faili meçhul zannettiğin cinayetlerin faillerini…

Sana benden duymuş olma da demem…

Yazarsan, ancak ben öldükten sonra yaz da demem…

***

Mutlu musun diye mi soruyorsun bana?

Evet mutluyum…

Ama bunun sebebi sen değilsin…

Mutluyum, çünkü mutlu olup olmadığımı hiç düşünmem…

Kıbrıs git başımdan…

Ben sana göre değilim…

Çalmayı bilmem…

Soygun yapmak elimden hiç gelmez…

En mutsuz günlerim milli günlerin…

Nerde bir yasak görsem çiğnemek isterim…

Nerde bir tabu görsem yıkmak isterim…

Barikatların sinirime dokunuyor…

Köye saldırıda köyü ilk terkeden komutanların övünerek anlattıkları hatıraları sinirime dokunuyor…

Susmayacağız dedikleri halde susanlar…

Kanımıza susamışlara saygın adam muamelesi yapanlar…

İçmeye ayranı yokken saray yaptıranlar…

Şafak nöbetine koşanlar…

Dağlardaki bayrağı boyayanlar…

İthalattan, ihracattan ve her gün kalkınma planından bahsedenler…

Bende delilere övgü düzme iştahından başka bir şey bırakmadılar…

***

Hayır, hiç dinmeyecek bu ağrı, bu sızı…

Med ve ceziri yaşayacaksın hep…

Bugün de akşam oldu diyeceksin…

Batsın bu dünya diyeceksin…

Çekip Karpaz’a altın sahile gideceksin sonra…

Hiçbir haber dinlemek istemediğin, hiçbir şey duymamak için antenlerini kapattığın günlerin olacak…

Derken genç bir kız öldürülecek sonra..

Sahilde cansız bedeni çıplak..

Yayınlayamayacağız bu sayfalarda..

Devletin seri bir katilden başka bir şey olmadığını sen de anlayacaksın bir gün….

Ölü gözlerine bakacaksın…

Ağlayacaksın…

Hayat…

Ve zulüm budur işte…

Bir cinayet işleyenler yalnız bir kişiyi öldürmezler, bütün toplumu öldürürler…

Bir devrimciyi asanlar da bütün toplumu asmış olurlar!

Ömür boyu süren ve hiç kapanmayan bir yara…

Akdeniz’in ortasındaki bu adacıkta kederleneceksin yüzünü bir kere bile görmediğin iyi ve güzel insanlar için…

Ama sen Kıbrıs…

Sen varsın ya…

Öyle bir dert açtın ki başımıza, nesilden nesile sürer gider…

İşgaller adası!

Hiç kurtulamadın ki işgalcilerden…

Çok sevdiysen işgalcilerini, ben sana göre değilim Kıbrıs…

Hiç başka yazı yazdırmadın bana, kendi derdinden başka…

Arzuhalci olur ancak herkes burada, yazar olmaz…

Kapattım kapıyı…

Kal dışarıda…

Bir cehennemsin dışımda…

Bırak beni içimdeki cennetle başbaşa kalayım…

Haziran 21/ 2025 Avrupa

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz