Ana Sayfa Güncel ŞENER LEVENT YAZDI: PERDE ARALIĞINDAN

ŞENER LEVENT YAZDI: PERDE ARALIĞINDAN

57
0

2002 yılının 8 Ağustos günü mahkeme avlusu oldukça tenhaydı…

Bir basın davasının kararı okunacaktı…

Sanık benimle birlikte Memduh Hoca’ydı…

Mahkeme bir gün önce bizi suçlu bulmuştu…

Cezamızı açıklamayı ise bugüne bırakmıştı…

Bir gün önce de mahkeme avlusu tenhaydı…

Bugün cezamızın ne olacağını ise merak bile eden yoktu…

Tek bir gazeteci vardı duruşma salonunda yalnız…

Sevgili arkadaşımız Serhat İncirli…

O sıralarda gazetemizde günlük yazılar yazan Serhat tesadüfen gelmişti Londra’dan…

Yargıç Ömer Güran’dı…

Kararı hiddetli bir şekilde okuyordu…

-Mahkemeden özür bile dilemediler… Onlara öyle bir ceza vereyim ki, akılları başlarına gelsin, dedi…

Bizi altı ay hapse mahkum etti…

Polisler bizi alıp götürürken resmimizi çeken tek gazeteci Serhat oldu…

***

1999 yılı da mahkeme koridorlarında geçti…

Denktaş bizi dava etmişti…

Ceza davası değil, hukuk davasıydı bu…

Maraton duruşmalar yaptık…

Yargıçlar Önder Gazi ile Necmettin Bostancı idi…

Bu duruşmalara da ilgi gösteren ve merak edip izleyen bir kitle ve gazeteci olmadı…

Denktaş korumalarıyla birlikte mahkemeye geldi…

Tanık kürsüsüne geçti…

İfade verdi…

Kendi avukatlığımı kendim yaptığım için soruları ona ben sordum…

Bir ara bana,

-Sen hayal görüyorsun, dedi…

Bu sözü üzerine onu yargıçlara şikayet ettim…

-Efendim, dedim, tanık burada böyle konuşamaz, burası saray değil, mahkemedir…

Yargıçlar bir tanığa, bir bana baktılar…

Bir şey diyemediler…

Bu davada çok önemli şeyler konuşuldu…

Denktaş’a sordum:

-TMT’deki görevin neydi?

-İstihbarat subayıydım, dedi…

Kimse izlemediği için bu dava da toplumun gözünden kaçtı…

O sıralarda Mehmet Ali Talat ile tayfası iftira ve yalanlarla toplumda benimle arkadaşlarımı karalamak için başlattıkları kampanya ile meşguldü…

2002 yılında beni hapse attıklarında da Ferdi Sabit parti gazetesinde müstear bir isimle yazdığı tam sayfa yazıda bu karalamaları zirveye tırmandırdı…

Benim Denktaş’la anlaşarak hapse girdiğimi yazdı… Bombaları da kendi kendimize koyduğumuzu…

***

Bizim hakkımızda daha çok ceza davası açıldı bu mahkemede…

Yüzlerce…

Bu davalarda verilen kararları da dinlemek için kimse gelmedi…

Duruşmaları da hiçbir gazeteci izlemedi…

En son karikatür davasında ortalık biraz canlandı…

Karşımızda Tayyip Erdoğan vardı…

Şikayetçi olan elçilikti…

İşin ucunda hapislik vardı…

Alt mahkemede Yargıç Cenkay İnan çok kapsamlı bir karar verdi…

Bizim için muhteşem bir karardı…

Savcılık itiraz etti ve istinafa gitti…

İstinafta üç yargıç vardı…

Başkan Bertan Özerdağ, Peri Hakkı ve Beril Çağdal…

Avukatlarımız Tacan Reynar ile Mine Atlı idi…

Bire karşı iki çoğunluk kararıyla biz kazandık.

Beraat ettik.

***

Daha önce de çok kereler yazdığım bu davaları bugün neden hatırlattım…

Söyleyeyim…

Sevgili dostum Ali Kişmir yargılanıyor.

Yargılandığı davada ceza maddesi on yıl hapislik öngörüyor…

Şu anda dava alt mahkemede…

Yani daha ilk aşamada…

Bu mahkeme, dava ağır cezaya gitsin mi, gitmesin mi, ona karar verecek…

Savcılık ilk duruşmada bir tanık dinletti…

Sırada 7 tanığı daha var savcılığın…

Ondan sonra savunmanın tanıklarına geçilecek…

Onlar kim?

Bilmiyorum…

Ama böyle bir davanın savunusunu yapmak cesaret gerektirir…

Kıbrıs’ın kuzeyinin elli yıldır Türkiye’nin işgali ve istilası altında olduğunu kabullenmeyen birisi bu davayı savunamaz…

Unutmayın, ağır cezada para cezası yok…

Yalnız hapislik var…

Bu dava ağır cezaya havale edildiği takdirde yapacak pek bir şey kalmaz…

Sonuçta Ali beraat edecek olsa bile tutuklu yargılanacak ve hapisliği önlemek mümkün olmayacak…

***

Hükümsüz tutukluluğun ne kadar adaletsiz bir uygulama olduğunu çok yazdım…

Ama bununla da ilgilenen olmadı hiç.

Mecliste 7 bin Euro maaşlı vekillerimiz bu gibi konularla ilgileneceklerine gevezelikle vakit geçirmeyi tercih ettiler…

Hapiste dört yıldır yatan hükümsüz tutuklu var, ama onunla bile ilgilenmediler…

Ceza yasalarımızda düzeltilmesi gereken çok şey var, ama zahmet edip bakan yok…

Geçmişteki ünlü basın davalarımızı hatırlatmamın bir sebebi de bu…

Bugünlere nasıl geldiğimiz görülsün diye…

İfade özgürlüğümüzü kullandık diye taşlandık ve öldürülmek istendik de, bu bile kimseye dert olmadı…

Perde aralığından seyrettiler…

Umarım sevgili Ali’nin bir tahrik sonucu kullandığı ifade yüzünden ağır cezaya çarptırılmasını da perde aralığından seyretmezler…

Şener LEVENT

Kasım 27/ 2024

Avrupa

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz