

Bilinir, 2011 yılında emperyalist güçlerin kışkırtması sonucunda Suriyede Baas iktidarına karşı bir ayaklanma başlamış, bu ayaklanmayı kışkırtan emperyalist güçler ve bölge devletlerinden biri olan türk devletinin örgütlülüğü ile başlayan sivil halk ayaklanması kısa sürede Müslüman Kardeşler öncülüğünde bir bir cihadist terör savaşına dönüştürülmüş, Suriye toplumu adeta cehennemi yaşatacak yıkıcı bir savaşın kurbanlığı yerine konulmuştur.
Dahası; Suriye, cihadist teröristler için öldürülmenin çeşitli biçimleri ile insanın ve insanlığın katledildiği bir mezbahaneye dönüştürülmüştü.
Suriye, Müslüman kardeşler, El-Kaide, el-Nusra olmadı, Daiş ve bugün iktidara oturtulan Daiş artıkları HTŞ vb. insanlıkla, toplumla, hak ve hukukla uzaktan yakından alakası olmayan çetelerin insan öldürme üzerinden kendilerini tatmin ettikleri alan olarak ele alınmıştır.
İnsan ve insanlığın katledildiği bu alan şimdi bir kez daha, daha derinden kanatılmak isteniyor.
Evet, Baascı Esad iktidarının çöküşünün yıl dönümü.
İnsana, insanlığa, toplumsal hak ve adalete, eşitliğe ve özgürlüğe değer vermeyen tüm diktatörlüklerden kurtulmak insanlığın en temel arzusudur.
Fakat, Suriyede çöken iktidarın yerine oturtulan HTŞ ve bağlı çeteler nedir?
Hak, adalet ve hukuku nasıl okuyor ve yorumluyorlar?
Özgürlükçü mü, demokrat mı, toplumsal hak ve hukuktan yanalar mı, insan hak ve değerlerine önem veriyorlar mı?
Hayır. Tam tersine kendilerinden başka hiç bir farklılığı kabul etmeyeceklerini Alevilere ve Dürzilere yönelik katliam saldırılarından çok net gördük. Yeniden halkları hapsedecekleri kapkaranlık bir diktatörlük kurcaklarını tüm pratiklerinden açık ve net ifşa etmektedirler.
Bu kapkara diktatörlüğün en güçlü dayanağı ise Türk devletidir. Türk devleti bu Daiş artığı çete yapılanmasını her alanda destekliyor. Siyasi alanda meşrulaştırmak için tüm imkanlarını kullanıyor, askeri alanda hep yanındadır ve desteğini deklere etmektedir. Hatta, Kürtleri birlikte katledeceklerini dünya kamuoyuna deklere etmekten dahi geri durmuyor.
Türk dışişleri bakanı H. Fidan Suriye işleri bakanı gibi. 2 günde bir Suriye ile ilgili açıklama yapıyor, Kürtleri tehdit ediyor. Türk savunma bakanı Suriye savunma bakanı gibi hareket ediyor ve Kürtleri tehdit ediyor.
Öyle ki, insanın tiksineceği bir Kürt düşmanlığına sahiptir Türk egemenleri.
Tiksindirici düşmanlık; sistematik dışlama, linç ettirme, çete grupları örgütleyip bu çete gruplara Kürtleri hedef göstermek, Kürtleri açlıkla tehdit etmek, Kürtleri sosyal çevreden soyutlamak, Kürtleri her aşamada karalamak, küçük düşürmek, Kürtlere karşı cinayet planları yapmak- yaptırmak, Rojava özgülünde Kürtlerin yaşam alanlarını bombalamak, Kürt toplumunun insani yaşam kaynaklarına saldırmak- yıkmak- bombalamak, Türk devletinin gün yermi dört saat durmadan ürettiği Kürt düşmanlığıdır.
Bu tiksindirici düşman, tam da Suriye Rejim çöküşünün yıl dönümünde bir kez daha insanlığa düşman çetelerle bir olup Kürtlere saldırma hazırlığı yapıyor.



Askerini ve çetelerini Rojava Kürtlerini boğmaya doğru hareketlendiriyor.
Bu yönüyle, şu süreç müreç vb. denilen şey boş.
Türk devletinin asıl hedefi süreç adı altında Rojava Kürtlerini HTŞ çetelerine kurban etmektir.
Türk devleti, süreçin başından beri bu hedeflerine varmayı arzu etmektedir. İkide bir Öcalana koşmaları, Öcalanın konuşma ve açıklamalarını evirip çevirip kuş’a dönüştürmelerinin hedefinden de Rojavayı tasfiye edip HTŞ çetelerine teslim etmek vardır.
Açıkça görülüyor ki süreç adı altında Rojavayı yalnızlaştırıp boğmak türk devletinin tek hedefidir.
Bu yüzden, özellikle Kuzey Kürtleri süreç adı altında girdikleri gaflet uykusundan bir an önce uyanıp düşmana karşı direnişi yaşamın her alanında örgütlemeli ve Rojava benim kırmızı çizgimdir diye haykırmalıdır.
Türk devleti, HTŞ ve bağlı çeteler saldıracaksa eğer, Kuzeydoğu Suriye güçleri, Aleviler ve Dürzilerle birleşerek Şam’a yürümelidir. Şam düşerse eğer Ankara’nın süngüsü düşer. Kürtleri boğma ve yok etme saldırısı kursağından kalır.
Son bir kaç söz; başta da belirttiğim gibi Suriye’de HTŞ ve bağlı çeteler Şam’a oturtulduklarının birinci yıl dönümünü kutluyorlar. Ayrıca kuzeydoğu Suriye bölgelerine doğru da çete güçlerini kaydırıyorlar. Bunlara Türk devleti de katılmış bulunmaktadır. Anlaşılıyor ki Türk devletinin hedefinde Suriyede yeniden bir iç savaş çıkartmaktır. HTŞ ve bağlı çeteler bu savaşı başlatacaklarsa eğer bu onların sonu olur. Suriyede yeniden savaş başlarsa eğer savaşı bitiren taraf başlatan olmayacaktır.
Bir kaç söz de asılan pankarta ilişkin olsun. Colani insan düşman bir çete lideridir, Saddam, Kürtlerin celladıdır. Erdoğan ise Saddamın yolundan giden ikinci Kürt celladıdır. Buralardan Kürtlere mesaj vermek mesaj sahiplerinin sonuna işarettir bu da böyle biline. Saddamın boynuna asılan urgan unutulmasın. RADİKAL



























