

Saygıdeğer AKEL üyeleri, değerli yoldaşlar, sevgili dostlar,
Bu tarihi kongrede, barışa, eşitliğe ve halkların kardeşliğine inanan sizlerle bir arada olmaktan büyük bir onur duyuyorum.
Bu vesileyle, bu kürsüyü ve bu buluşmayı bir fırsat bilerek, Filistin halkının maruz bırakıldığı insanlık dışı saldırıları; yıkımı, sürgünü, çocukları hedef alan bombaları ve tüm dünyanın gözleri önünde işlenen bu soykırımı en açık ifadelerle kınıyorum. Bu yalnızca Filistin halkının değil, tüm insanlığın sınandığı bir vicdan meselesidir.
Tarih yalnızca yaşananları değil, sessiz kalanları da yazacaktır. Bu nedenle biz, Kıbrıslılar olarak hem bireysel hem kolektif sorumluluğumuzu üstlenmeliyiz. Filistin halkına karşı yürütülen bu soykırımın dolaylı olarak Kıbrıs toprakları aracılığıyla desteklenmesine izin veremeyiz. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin İsrail ile askeri iş birliklerine, ABD ve Birleşik Krallık’ın bu adayı bir saldırı üssü olarak kullanmasına açıkça karşı çıkıyoruz. Bu ada, savaşın değil; barışın, adaletin ve halkların bir arada yaşama iradesinin taşıyıcısı olmalıdır.
Bugün bazıları, kendi kimliklerini silahla, baskıyla, işgalle dayatmaya çalışıyor. Zannetmesinler ki tanklarla gelen kimlik, halkın hafızasından daha güçlüdür. Zannetmesinler ki zaman, zulmü meşrulaştırır. Bin yıl geçse de Filistinliler var olacak. Tıpkı kimliği ve iradesi inkâr edilmeye çalışılan tüm halklar gibi.
Kıbrıslılar olarak, birlikte yaşamanın, birlikte üretmenin ve birlikte direnmenin yolunu bulmak zorundayız. İnsan haklarına, toplumsal cinsiyet eşitliğine, çevresel adalete ve özgürlüğe yalnızca kendi adımıza değil, bu adada yaşayan herkes adına sahip çıkmalıyız. Bu haklara karma evliliklerden doğmuş bireyler de dahil olmak üzere, herkesin eşit biçimde erişimini sağlamak, gerçek demokrasi için şarttır.
Bugün dünyada yükselen muhafazakârlığa, baskıcı yönetim biçimlerine ve ayrımcılığa karşı daha dirençli, daha dayanışmacı bir toplumsal düzeni savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu çağrımız yalnızca bugüne değil; yarınlara da sesleniyor. Ve ben, bu salondan, halkların mücadelesine omuz veren herkese bir kez daha seslenmek istiyorum: Kendi gücümüze inanıyorum.
Adalet duygumuzdan, birlikte kuracağımız gelecekten asla vazgeçmeyeceğiz.
Filistin’in özgürlüğü için de Kıbrıs’ın kendi iradesiyle şekillenecek barışçıl geleceği için de mücadelemiz sürecek.
Çünkü özgürlük hiçbirimizin vazgeçemeyeceği kadar değerli, hepimizin kalbinde derin bir özlemdir.
Onun için verdiğimiz mücadelede bu salonda omuz omuza yürüdüğüm tüm yoldaşlarıma selam olsun!





























