Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının sosyal medyadaki yansımaları, “trol” hesaplar ve organize sosyal medya yapılanmaları, Türkiye siyasetinin uzun süredir gündeminde olan ve birçok haber ve köşe yazılarında sıkça işlenen bir konudur.
Halkın ödediği vergilerinden maaşları ödenen bu maşalar Kıbrıs’ın kuzeyinde de yapılandıkları ve bir talimatla muhalif gazete ve gazetecilere saldırıya geçiyorlar. İletişim başkanlığının yönettiği iddia edilen bu troller, kendi özgürlük alanlarını ve cesaretlerini kazandıktan sonra çeteleşerek mafyalaşıyorlar.
Bu trollerin başında bulunanlar onların istedikleri şekilde seçtikleri kişi ya da gruplara karşı saldırıyorlar. Sosyal medyada mafyalaşmış bir trol ekibi var. Sosyal medyada hiçbir iz kaybolmuyor. Bu izler takip edildiğinde de bunların hangisi gerçek hesap, hangilerinin bot hesap ve bu hesaplar kimler tarafından yürütülüyor, bunlara ne kadar para harcanıyor görmek mümkün.
****
Türkiye Kıbrıs’ta işgalcidir dediğimizde, ya da bir paylaşım yaptığımızda bütün işgal artıkları ve trolleri devreye girip sen nasıl Türkiye’ye işgalci dersin diyerek topyekü saldırıya geçerler. Be efendile Vikipediya, İşgalci, bir yeri, toprağı veya mülkü kuvvet kullanarak, hukuka aykırı şekilde veya izin almadan ele geçiren, hakimiyeti altına alan kişi, grup veya devlet demektir.
Genellikle askeri (toprak ele geçirme) veya sivil (gayrimenkulü haksız kullanma) bağlamda, meşru olmayan bir el koyma eylemini ifade eder. Demektetir. Dört Türk devleti, Türkiye’yi Kıbrıs adasında işgalci olarak tanıdığını ve Kıbrıs cumhuriyetini temsilen Kıbrıs Rum Yönetimi’ne dört devlet, büyükelçi atamadı mı?
Siz böyük milliyetçiler, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan, Avrupa Birliği (AB) ile kapsamlı bir yatırım anlaşması imzaladığını hatta anlaşma kapsamında AB, bu dört ülkeye toplam 12 milyar euro tutarında yatırım yapacağını açıkladığını ve sürece Tacikistan da dahil edildiğini bilmiyor musunuz?
***
Anlaşmanın dikkat çeken yönlerinden biri de bu dört Türk devleti Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 541 ve 550 sayılı kararlarına uyma taahhüdü de verildiğini de mi bilmiyorsunuz? Bu kararlar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ilanını hukuken geçersiz sayıyor veTürkiye’yi de adada “işgalci güç” olarak nitelendiriyor.
BMGK, 18 Kasım 1983 tarihli 541 sayılı kararında, KKTC’nin bağımsızlık ilanını geçersiz sayarak, bu adımın Kıbrıs cumhuriyetinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne aykırı olduğunu belirterek ayrıca üye ülkelere ‘KKTC’yi tanımamaları çağrısında bulunulmuştu. Tarih 11 Mayıs 1984 tarihli 550 sayılı karar orada durdukça ‘KKTC’ illegal bir yapı Türkiye ise işgalci olarak anılacaktır.
***
Bayağı uzun bir süre. İnsanlar bu kadar zaman nasıl işgal altında yaşadı . 52 yılın ardından artık bir çözüm bulmaları gerekmiyor mu? Bu işgal edilmiş toprak parçasında ihtiyaç duyulan şey yalnızca seçim yaparak hükümet değişikliği değil; Kıbrıslıların ortak geleceğini, ortak siyasal iradesini ve ortak yurdunu yeniden kuracak birleşik, bir çözüm doğrultusunda şekillenecek yeni bir siyasal iradedir.
Hiç mi namus, şeref, haysiyet yok, insanlığınızı mı yitirdiniz? Hiç utanmıyor, sıkılmıyorsunuz yaptıklarınızdan? Bu toplum yaptıklarınızı görmüyor mu sanıyorsunuz? Yaptığınız bütün ahlaksızlıklar, hukuksuzluklar elbet bir gün son bulacak. İşte o gün çok büyük gün olacak…





























