

Duymayanlara, görmeyenlere ve konuşmayanlara hatırlatayım…
Bir adam bu toplumda 30 yıl hapse mahkum edildi…
Ömrünün geriye kalanının tamamı…
Bilmem ki bu ülkedeki insan hakları savunucuları bu davayla neden hiç ilgilenmedi.
30 yıl hapse mahkum olmuş bir adamın hikayesi hiç çekici gelmez mi onlara?
Yani üstünde durmaya hiç değmez mi?
Sekiz yıl önce bizim taşlı linç saldırısına uğramamız gibi önemsiz bir şey mi bu da?
Çok şaibeli, çok tartışmalı bir dava süreci…
Beş yıl kapalı oturumlar…
Konuşamayan, yazamayan ve algı yeteneği olmayan otistik bir çocuğun mahkemeye taşınması…
Bakıcısının elini tutarak yazmasının sağlandığı bir ifadenin geçerli kabul edilmesi…
Savunma avukatlarının sorduğu hiçbir soruya, bakıcısı elini tutmayınca doğru cevap verememesi…
Sahasında uzman kişilerin verdiği ifadelerin hiç itibar görmemesi…
Ve nihayet 30 yıllık mahkumiyet kararında sonradan yapılan ciddi değişiklikler…
İnsan hakları savunucularımızın hiçbirinin bunlar da mı dikkatini hiç çekmedi?
Hak arayan aile kime başvurduysa, hepsi de, “Mahkeme devam ediyor, bir şey söyleyemem” dedi…
Gazeteler sustu…
Siyasi partiler sustu…
Örgütler sustu…
Böyle bir düzende yaşamak ne kötü…
Mahkeme süreci sürerse ne?
Sen şimdi konuşmazsan ne zaman konuşacaksın?
Herşey olup bitince mi?
Bu dosya rafa kaldırılınca mı?
Adam zaten hapiste…
Beş yıl tutuklu yargılandı, şimdi altıncı yılına girdi…
Cinsel istismar denilince herkes kabuğuna çekiliyor anlaşılan…
El sürmeye korkuyor…
Ama eski eş tarafından uzun yıllar sonra yapılan bir şikayet üzerine açılan bu davada yargıçlarımızın tüm makul şüphelerden ari olarak karar vermesi gerekmez mi?
Ama bu dava çok su götürür…
Bir iki değil, çok şüphe dolu…
Adeta şüpheyle örüldü…
***
Dün nihayet mahkum Fatih Gazioğlu ile yakınlarının ve de hepimizin gönlüne su serpen bir karar okundu mahkemede…
Yargıtayın kararı bu…
Başkan Fatma Şenol otuzbeş dakikada okudu bu kararı…
Cezaevinden getirilen Fatih Gazioğlu da bu duruşmada hazırdı…
Ve Yargıtayda bu davayı açan toplumumuzun en deneyimli ve duayen avukatlarından Kıvanç Rıza Fatma Hanım’ın okuduğu kararı büyük bir dikkatle dinliyordu…
Yıllarını verdi Kıvanç Bey bu mahkemeye…
89 yaşında…
Hala dinamik ve enerjik…
Ve şu anda mesleğinin en önemli davalarından birine bakıyor…
Ben dinleyici sıralarında Fatih’in yanına oturdum…
Bana nasılsın diye soruyor…
Asıl benim ona sormam gerekir bunu…
***
Fatma Şenol’un kararı bu davanın seyrinde bir kilometre taşı…
Tarihe geçecek…
Hukuk tarihimizde bu da bir ilk…
Savunma avukatlarının Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açmalarına izin verdi…
Gerekçeleri de haklıydı…
Avukatlar bu davayı açacak şimdi…
Devleti temsilen davalı Başsavcılık…
Ve Ağır Ceza Mahkemesi davalık…
Avukatlar üç önemli noktada toplamışlar itirazlarını…
Birincisi, mahkumiyet kararında sonradan yapılan önemli ve ciddi değişiklikler…
İkincisi, karardaki sahte referanslar…
Üçüncüsü, avukatlara söz hakkı verilmemesi…
Bilirsiniz…
Hiçbir mahkeme kararında imla yanlışları dışında değişiklik yapılamaz…
Ama yaptılar…
Önce mahkumiyet kararını yazıp imzalayıp gönderdiler avukatlara…
Sonra da orada değişiklik yapacaklarını söyleyerek onu geri istediler…
Ve ikinci başka bir karar yazdılar…
Öyle şey olur mu?
30 yıl hapislik bu kadar basit bir şey mi?
Barolar Birliği’nden bu konuda neden hiç ses çıkmadı?
Emlakçılar içn yollara düşer, Simon Aykut’u kurtarmaya çalışır da, neden bu durumla hiç ilgilenmez ki?
Yayınımızı Yüksek Mahkeme eski Başkanı Narin Ferdi Şefik’in neden yanıtsız bıraktığını da anlayamadım…
Onun tarzı değil bu…
Sorduk işte…
Yargıçlar bu dava sürerken kendisine gitmişler ve otistik çocukla ilgili bulgularını söyleyerek, “Ne yapalım” diye sormuşlar…
O da “davaya devam edin ve uygun gördüğünüz kararı verin” demiş…
Biz bunun doğru olup olmadığını sorduk, yanıtlamadı…
***
Savunma avukatları şimdi Ağır Ceza Mahkemesi aleyhinde dosyalayacakları davada, Yüksek Mahkeme’nin mahkumiyet kararını iptal etmesini talep edecekler…
Geç de olsa umarım adalet tecelli eder…
Şener LEVENT
Ocak 23 / 2025
Avrupa




























